• 🌺

Prenses Diana



Prenses Diana kimdir denildiğinde akıllara pek çok farklı şey gelmektedir.

O,

kimilerine göre Prens Charles’in güzel eşi,

kimilerine göre kocasını aldatan yakışıksız bir Kraliyet Ailesi mensubu,

kimilerine göre küçüklüğünden itibaren etrafındakilerin isteklerine boyun eğmiş ve sonunda kendi istediği hayatı yaşamaya başlamış güçlü bir kadın,

kimilerine göre de bir suikastta hayatını kaybetmiş iyiliksever kişidir.

Ama sempatik tavırları, insancıllığı, melek yüzü ve samimiyeti ile

o hayranlık duyulup sevilen bir kişilik oldu.

Ne var ki genç yaşta hayatını yitirmiş, evlilik hazırlığı yapmakta iken karnında taşıdığı bebek ve sevgilisi Dodi Al Fayed’le birlikte ölmüştür.


31 Ağustos 1997’de gerçekleşen kazadan yalnızca Prenses Diana’nın koruması kurtulmuş ancak o da tanık koruma programına girdiği için kazadan hemen sonra ortalıktan kaybolmuştur.

Ve Prenses Diana, arkasında soru işaretleri bırakarak gözyaşları ile 6 Eylül 1997’de yapılan görkemli veda töreniyle son yolculuğuna uğurlanmıştır.

Bütün dünyanın tanıdığı Galler Prensesi Lady Diana, bir tek İngiltere halkının değil tüm dünyanın sevgisini kazanan kişidir. Daha düğününde ne kadar farklı bir Galler Prensesi olacağının sinyallerini veren Diana, utangaç tavırlarıyla ilk günden milyonlarca insanın sempatisini kazanmıştır.

Çok geçmeden mutlu mesut bir şekilde yaptığı evliliğin, hayallerindeki gibi yürümeyeceğini anlamış, ne yaptıysa Prens Charles’ı aşkı Camilla’dan vazgeçirememiştir. Prens Charles ile 14 yıl resmi olarak evli kalan Lady Diana sonunda onu mutsuz eden evliliğini bitirmiş ve istediği hayatı yaşamaya başlamıştır.


Aristokrat bir aileden gelen Diana, 1 Temmuz 1961’de İngiltere, Norfolk Sandringham Park House’de doğmuştur. Annesi Frances Ruth Shand Kydd (boşanmadan önce Frances Spencer), babası ise Edward John Spencer’dir. Hem anne hem de baba tarafından köklü bir ailenin mensubu olan Diana Spencer, anne tarafından İrlandalı ve İskoç, baba tarafındansa İngiliz ve Amerikan atalara sahiptir. Soyağacında 2. Charles, Anne ve Mary Boleyn, John Egerton gibi önemli isimler olan Diana’nın kuzenleri arasında da sevilen Hollywood yıldızı Audrey Hepburn bulunmaktadır.

Lady Diana; Edward John Spencer’in en küçük kızı olarak dünyaya gelmiş, 5 çocuklu Spencer ailesinin ileride Galler Prensesi olacak en şanslı ya da en şanssız üyesi olarak da tanımlanabilir. Kendisinden büyük iki kız kardeşi; Sarah ve Jane Spencer, bir tane de küçük erkek kardeşi Charles Spencer vardır. Diğer erkek kardeşi John Spencer ise kendisinden bir sene önce 1960’da doğup ölmüştür.


Diana 8 yaşına geldiğinde annesi babasından boşanmış ve küçük kızıyla birlikte bir çocuğunu daha yanına alarak evi terk etmiştir. Londra’da bir daireye taşınmış ve bir süreliğine burada çocuklarıyla birlikte yaşamıştır. Aynı yıl Noel tatilinde çocuklar babalarının yanına gitmiş ama Edward John Spencer çocukları bir daha annelerinin yanına göndermemiştir. Frances Spencer çocuklarını geri almak için yasal yollara başvurmasına rağmen bütün çabaları sonuçsuz kalmıştır. Zira eski eşi sahip olduğu isim ile nüfuzunu kullanmıştır.

1975 yılında Diana’nın büyükbabası Albert Spencer ölmüş ve babası Kont 8. Earl olmuştur. Böylelikle Diana da Lady unvanını kazanmıştır. Yıllarca bekar kalan babası Kont olduktan 1 yıl sonra Raine Cartland ile evlenmiş ve Spencer kardeşler üvey anne kavramıyla tanışmışlardır. Babası 2. evliliğini yaptığında 15 yaşında olan Diana da annesi ve babası arasında mekik dokumaya başlamıştır. İskoçya’da yaşayan annesi ile İngiltere’deki babası arasında sürekli gelgit yapan Diana için bu dönemler epey zor geçmiştir. Spencer kardeşler üvey annelerini sevmemiş, hatta söylentilere göre çiftin düğününde Diana ile Raine arasında tartışma yaşanmıştır.

Boşanmış bir ailenin çocuğu olarak zor günler geçiren Lady Diana, eğitim hayatında pek başarılı olamamış, sınıfları genellikle düşük notlarla atlamıştır. Ancak arkadaş edinme konusunda iyi olan Diana’nın sosyal çevresi hep geniş olmuştur. 1977 yılında İsviçre’de yatılı bir okula gönderilen Diana burayı sevmemiş ve birkaç hafta sonra evine dönmüştür.

Tam da bu sırada, Diana’ya göre çok daha asi olan ablası Lady Sarah’ın sevgilisi Prens Charles ile tanışmıştır. Ancak ikilinin ilişkisi uzun sürmemiş, Lady Sarah ile Prens Charles arasındaki ciddi bir şey yaşanmamıştır. 2 yıl sonra 18 yaşına giren Diana, babasının onun için aldığı daireye taşınmış ve evini okul arkadaşları Carolyn Pride, Anne Bolton ve Virginia Pitman ile paylaşmıştır. Aynı dönem yemek ve dans kurslarına gitmiş, ardından da Young England Kindergarten isimli hemşirelik okulunda çalışmaya başlamıştır.



Lady Diana, bu şekilde hayatını sürdürürken Prens Charles ise sevgilileri ve çalkantılı aşk hayatıyla sürekli gündeme gelmiştir. Ve 30 yaşında olan Prens’e evlenmesi için baskı yapılmaktaymış. Kraliyet Ailesi’ne girebilmek içinse müstakbel prensesin Protestan ve soylu bir ailesinin olması şartları aranmaktaymış. Bu özelliklere sahip olan Diana, Prens Charles için mükemmel bir eş adayı görülmüş ve her iki aile de gençlerin evlenme fikrini onaylamıştır. Sonuçta; Prens Charles ve Lady Diana 24 Şubat 1981’deki nişanlarının ardından 19 Temmuz 1981’de evlenmişlerdir.

Tüm dünyadan naklen verilen düğün binlerce kişinin gözü önünde yapılmış ve Lady Diana mahcup tavırlarıyla herkesin sevgisini kazanmıştır. Dillere destan bir düğünle evlenen çift, 29 Temmuz 1981’de St. Paul Katedrali’nde dünya evine girmiştir. Ve o zamanlar milyonlarca dolara mal olan düğün, günümüzde dünyanın en maliyetli kraliyet düğünleri listesinde ilk sıralarda yer almaktadır. Kaldı ki çiftin düğün pastaları bile binlerce dolara mal olmuştur. Ki o görkemli pasta şu anda dünyanın en pahalı pastaları arasında gösterilmektedir.

Milyonlarca insanın izlediği düğünden bütün dünya aynı anda haberdar olmuştur. Yaklaşık 600 bin kişinin görebilmek için Londra sokaklarını doldurduğu düğün, tek kelimeyle hafızalara kazınan en ihtişamlı törenlerden biri olmuştur. Sadece kilisede 3500 kişi töreni izlemiş, Lady Diana, Emanuel modaevi imzalı gelinliğiyle göz kamaştırmıştır. Güzelliği ve mahcubiyetiyle milyonların hayranlığını kazanan Prenses, çoğu kişinin aklında o masum tebessümleriyle kalmıştır.

Babasıyla birlikte camla kaplanmış bir at arabasıyla kiliseye giden Lady Diana, daha sonra yarbay üniforması giymiş eşi Prens Charles ile bir faytona binmiş ve birlikte Buckingham Sarayı’na gitmişlerdir. Halkın sevgi gösterileri ve alkışları arasında ilerleyen çiftin bu güzel görüntüleri, onların peri masallarındaki kadar mutlu olacağını düşündürse de gerçekler hiç de böyle olmamıştır.


Galler Prensesi olan Diana Spencer evliliğinin ilk aylarında hamile kalmış ve bu haber herkesi sevindirmiştir. 21 Temmuz 1982’de doğan çocuğun erkek olması ile de sevinci Kraliyet Ailesi’yle birlikte katlanmıştır. Ancak mutluluğu kısa sürmüş çünkü eşinin eski sevgilisi Camilla Parker Bowles’a aşık olduğu gerçeğini göz ardı edememiştir.Prenses kendisini sevdirmek için uğraşmış ama bu sorunlar yüzünden bir tür yeme bozukluğu olan bulimia hastalığına yakalanmış ama her şeye rağmen evliliğini sürdürmek için uğraşmıştır. 1984 yılında Prens Harry’nin doğumuyla 2. kez anne olan Diana’nın evliliğindeki sorunlar devam etmiştir.Prens Harry doğduğunda, kız bekleyen Prens Charles “yine oğlan, hem de annesine çekmiş…” gibi sözler etmiştir.



Lady Diana hiçbir zaman eşinin aşkı olamamıştır. Evlendikten sonra pek çok resmi görev üstlenen Prenses, yardımseverliği ve samimiyeti ile halkın daha çok sevgisini kazanmış, hatta çoğu zaman Prens Charles’ı gölgesinde bırakmıştır. Tüm enerjisini çocuklarına ve yardım kuruluşlarına vermiştir.Yardım kuruluşlarında aktif bir şekilde rol alan iyiliksever kişilik, AIDS ile mücadelede ve kara mayınlarının yasaklanmasında gönüllü olarak çalışmıştır.



Kraliçe Elizabeth ve eşi Prens Charles tarafından sık sık eleştirilen, tavırları, kıyafetleri ve samimiyeti ile hep yargılanan Diana, eşinin Camilla’yla olan ilişkisine ve yaşadığı onca şeye dayanamayarak sonunda isyan etmiştir. Evliliğinin son yıllarında birkaç sevgilisi olmuş, sansasyonel haberlerle manşetlerde boy göstermiştir. 1995 yılında gizlice bir röportaj veren Diana, yaşadıklarını anlatarak Kraliyet Ailesi’ne yakışmayacak bir şey daha yapmıştır. 20 Kasım’da BBC One’de yayınlanan ünlü itirafname, milyonlarca kişi tarafından izlenmiştir. Ve 1992 yılında fiilen ayrılan çift, bu olaydan 9 ay sonra 28 Ağustos 1996’da resmen boşanmıştır.

Boşanmanın ardından Diana’nın Majesteleri unvanı geri alınmıştır. Artık yalnızca Galler Prensesi Diana olarak anılacak ünlü isim tekrar evlenmesi durumunda ise prenseslik unvanından da olacaktır. Ayrıca Lady Diana, Prens Charles ile boşandıktan sonra çocuklarıyla yalnızca 2 ay vakit geçirebilmiştir. Ve bu onu en çok üzen olaylardan biri olmuştur. Evliliğinin son yıllarında Pakistanlı kalp cerrahı Hasnat Khan’a aşık olan Lady Diana’nın ilişkisi Prenses boşandıktan kısa süre sonra bitmiştir. Çünkü arada kültür farklı ve Hasnat Khan’ın boşanmış bir kadınla evlenmesini isteyemeyen ailesi vardır.


Ayrılıktan sonra epey üzülen Lady Diana bu kez Dodi Al Fayed’le görüşmeye başlamıştır.Lady Diana kendine çok benzeyen bu adama aşık olmuştur. Tıpkı onun gibi boşanmış bir anne-babası olup babası tarafından yetiştirilmiş, yine aynı Diana gibi eğitim hayatında başarılı olamamış bir adamdı Dodi. Aynı zamanda Suudi Arabistanlı iş adamı Adnan Kaşıkçı’nın da yeğenidir.

Babası Muhammed El Fayed’in Adnan Kaşıkçı’nın kız kardeşi Samira Dodi’den doğan tek oğludur. Hatırı sayılır bir servete sahip olan Muhammed Al Fayed’in oğlu para içinde büyümüş, pek çok Hollywood oyuncusu ile birliktelik yaşamıştır. Bir şekilde aşk yaşamaya başlayan ikili, birlikte yaptıkları tatilin ardından paparazzilerden sıkılarak Paris’e dönmeye karar vermiştir. Ve bu arada Diana’nın hamile olduğu ve çiftin yakında evlenecekleri haberleri de hızla yayılmaktadır.

31 Ağustos’ta Paris’te Dodi’nin babasının sahibi olduğu Ritz Otel’de bulunan çift, öğlen 12.30’da Dodi’nin evine gitmek üzere otelden ayrılmıştır. Ancak sözüm ona paparazzilere yakalanmamak için otelin arka kapısından kullanmışlar. Lady Diana’nın koruması ve şoförle birlikte 4 kişi olarak arabaya binmişler. Ardından motosikletli oldukları söylenen muhabirlere yakalanmamak için farklı bir yola sapmışlar. Ve feci kaza o yolda bulunan karanlık tünelde (Alma tüneli) gerçekleşmiş.

Şoför ve Dodi Al Fayed hemen orada hayatını kaybetmiş, Diana ve koruması ise hastaneye kaldırılmışlardır. 2 saat süren müdahaleye rağmen Lady Diana kurtarılamamış, doktorların bütün çabalarına rağmen yaşamını yitirmiştir. Haberi duyan Prens Charles, Earl Spencer ve Diana’nın kardeşleri hemen Paris’e gitmiştir. Cenazesi İngiltere’ye getirilen Diana için 6 gün resmi yas ilan edilmiş ve 6 Eylül 1997’de yapılan görkemli bir törenle eski Galler Prensesi son yolculuğuna uğurlanmıştır.

Milyonlarca insan onun için gözyaşı dökmüş, sarayın önüne sayısız çiçek ve not bırakılmıştır. Annesi öldüğünde henüz 13 yaşında olan Prens Harry’nin Lady Diana’nın tabutunun üzerine bıraktığı “mommy” yazılı not, inanları derinden etkilemiştir. Her yıl anılan Lady Diana’nın mezarı Althorp Evi’ndeki gölün ortasındaki adada bulunmaktadır.

İngiltere halkından “Kalplerin Prensesi” olarak anılmayı isteyen Diana gerçekten de gönüllerin prensesi olmayı başarmıştır. Aynı kazada hayatını yitiren Dodi Al Fayed ise aynı gün içerisinde defnedilmiştir. İslam dinine ters düşecek bir şekilde apar topar defnedilen Dodi Al Fayed, gece saat 11’de Kıbrıslı Türk iş adamı Ramadan Güney’in sahibi olduğu Brookwood mezarlığına gömülmüş ve üzerine 1 buçuk metre beton dökülmüştür.

Kazadan sağ olarak kurulan tek kişi ise Prenses Diana’nın koruma görevlisi Trevor Rees-Jones olmuştur.






Kazanın nasıl olduğu konusunda verilen çelişkili bilgilerden tutun da olayla ilgili delillerin saklanmasına varana kadar her şey Lady Diana’nın öldürüldüğü düşüncesini akla getiriyor.

Peki, sizce Lady Diana neden öldürülmüş olabilir?

İnsanlar tarafından sevilen ve çoğu zaman Prens Charles’tan daha çok dikkat çeken Galler Prensesinin sahip olduğu güç Kraliyet Ailesini rahatsız etmiştir. Ayrıca sevgilileri ve BBC’ye verdiği röportajıyla İngiliz Kraliyet Ailesi’ni küçük düşürmüştür. Bir prensese göre aykırı olan tavırlarıyla sık sık eleştirilmiş ve bazılarına göre geleceğin İngiltere kralının annesine yakışmayacak davranışlar sergilemiştir. Sevilen kadın yavaş yavaş politik bir güç haline gelmeye başlamış, ayrıca monarşiye karşı da savaş açmıştır. Kara mayın yasaklanması konusunda da mücadele veren Diana, İngiltere’deki zengin mayın üreticilerinin de kuyruğuna basmıştır. Ayrıca Lady Diana’nın Suudi kraliyet ailesi üyesi olan Adnan Kaşıkçı’nın yeğeni Dodi Al Fayed ile evleneceği haberi ise bardağı taşıran son damla olmuştur.

Çıkan haberlere göre Diana bir Arap’ın çocuğunu doğuracaktı. Yani tahtın varislerinin üvey kardeşleri bir Arap çocuk olarak doğacaktı. Ayrıca iki isim birleşirse, İngiltere ve Ortadoğu arasında kan bağı oluşacaktı. Dodi Al Fayed ile evlendiğinde finansal açıdan da güçlenecek Lady Diana, dolaylı yoldan da olsa Suudi Kraliyet Ailesi’nin akrabaları arasına katılacaktı. Ve bütün bunlar hem İngiliz monarşisine hem de Kraliyet Ailesi’ne zarar verecekti. Ama Lady Diana’nın ölüm kararıyla bütün bunların önüne geçilebilirdi. Nitekim öyle de oldu.

Peki, Diana’nın ölümü ile ilgili çelişkiler neler? Öncelikle yapılan açıklamada Diana ile Dodi Al Fayed’in paparazzilerden kaçmaya çalıştığı söylenmiş. Ancak daha önce defalarca görüntülenen çiftin ilişkilerini saklamak gibi bir çabaları falan yokmuş, kaldı ki çift otelden çıkarken hiç de saklanıyor gibi değilmiş. Ayrıca paparazziler onları kovaladığı halde, kaza anına dair tek bir fotoğrafın bile bulunmaması epey ilgi çekici bir konu! Tamam, deliller Resmi Sırlar Kanunu kapsamına sokulup toplatılmış olabilir. Peki, dava yıllar önce kapanmasına rağmen bu deliller neden yayınlanmıyor?

Şoförün alkollü olduğu için kaza yaptığı söylentileri de pek inandırıcı değil. Zira oteldeki görüntüler de bu düşünceyi doğruluyor. Ayrıca son dakikada bir şoför değişikliği yapıldığını gösteren görüntüler de oldukça şüpheli! 120 km hızla giden zırhlı bir Mercedes’in o hale nasıl geldiği de pek çok kişinin dikkatini çekmiş. Ayrıca Prenses Diana’nın ölüm haberini almasına rağmen Belçika’daki tatiline devam eden Kraliçe Elizabeth, bu davranışıyla dikkatleri üzerine toplamıştır. Ayrıca kazadan sonra Lady Diana’nın uşağı; prensesin bir trafik kazasında öldürüleceğini bildiğini söylemiş, hatta içinde bu konunun da olduğu “A Royal Duty” isimli bir kitap çıkartmıştır.

Kaza ile ilgili bilgilerden bir diğeri de İngiliz gizli servisinin Fransız polis kıyafetleri içerisinde, anında olay yerine gelmesi ve delilleri topladıkları yönündedir. Ayrıca bazı kaynaklarda Diana’nın olay yerinde öldüğü söylenirken, bazılarında hala bilincinin açık olup “ben iyiyim, neler oluyor” benzeri sözler söylediği belirtilmektedir. Tüm bunların yanı sıra, son zamanlarında Lady Diana’nın peşinde olan muhabir James Anderson, tam da Lady Diana ile ilgili bir kitap yazma hazırlığındayken 2000 yılında yanmış arabasının içinde ölü bulunmuştur. Gizli tutulan soruşturma 2000 yılında sonuçlanmış ve kazanın tek suçlusunun sarhoş şoför olduğuna karar verilmiştir.



Sonuçta; güzel prenses hayata gözlerini yummuş ve arkasında büyük ihtimalle hiçbir zaman cevaplanamayacak pek çok soru işareti bırakmıştır. Ölümüyle milyonları ağlatan Diana, belki de tam istediği hayata kavuşmak üzereyken bir suikasta kurban gitmiştir. Ama dedim ya! Onunla ve ölümüyle ilgili varılacak yargılarda, hep bir belki olacaktır. Fakat şu da bir gerçek ki o her şeye rağmen “Kalplerin Prensesi” olacak ve hiçbir zaman unutulmayacaktır.


0 görüntüleme