Haziran 21, 2023

Hayat Iskalayı Affetmez…

 Çok seviyorum Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter ‘in seslerinden bir şeyler dinlemeyi. Nurlarda uyuyun. Ne çok iziniz var…♥️



Haziran 20, 2023

Grace Kelly: Altın kafeste kırgınlıklarla dolu bir hayat

Dostlarım Grace Kelly’nin de hikayesi tıpkı Diana gibi
yarım kalanlardan…
hüzün ve hayalkırıklıklarıyla dolu hayatlar.
Arzu edenler , seyretmeyenler
‘Monako Prensesi Grace’
filmini de izleyebilirler 


Film
⬇️⬇️ ⬇️

Türkçe dublajlı filmi Netflix’te  veya internette herhangi film sitesinden rahatça bulabilirsiniz 

 

Haziran 18, 2023

MENDİL

 

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama mendiller hep kare şeklinde üretilir.

Gerek kağıt olsun gerekse, kumaştan yapılsın mendillerin eni ve boyu hep eşittir. 

Tabii ki bu bir tesadüf değildir mendilin geçmişi yasalara dayanır.

Fransa'da yayınlanan bir kararname ile kare üretildi ve hala kare olarak kullanılır. 

Mendilin Arapça anlamı, yer değiştirmek olsa da hiç kimse bunun neden olduğunu sorgulamadan kullanır.

Mendil cebinizde taşıyıp bir şeyleri silmek için üretilmedi. 

O zamanlar mendiller sosyal bir sınıf özelliği taşırdı.

Tabii bunlardan kaynaklı olarak zamanla mendil dili gelişti.

"Vedalaşırken sallanan mendil" 

Sana sadık kalacağım anlamına geliyordu.

"Camdan sarkıtılan mendil" 

Şu an ailemin yanında gözetimdeyim anlamındaydı.

"Kendisine bakıldığını gören kadın veya erkek tesadüfen mendilini kendi önüne düşürünce" 

Benim kalbim başkasında demek oluyordu.

Fakat bazı anlarda ise;

"Pencereden savrulan mendil" 

Ona aşkını ilan etmek ve savrulan mendili alan kişide aşkına cevap vermek anlamında idi.

"Osmanlıda mendillerin rengi önemli idi"

🌷Beyaz olan mendil; “Seni çok seviyorum" demek, 

🌷Kenarları mor mendil; "Çok çapkınsın" demek, 

🌷Eflatun mendil; “Yarın penceremin önünden geçiniz" demek, 

🌷Mavi mendil; “Bugün çok hüzünlüyüm" demek, 

🌷Sarı mendil; “Hastayım" demekti.

Eski zaman insanlarının statü olarak gördüğü kumaş mendiller günümüzde artık bir nostalji... (alıntı)

Haziran 17, 2023

Şair Nesimi

 

Nesimi, 14.yüzyılın ikinci yarısı ve 15.yüzyılın başlarında yaşamış Türk edebiyatı şairlerindendir. Seyyid Nesimi hakkında bilinenler rivayetlerle karışıktır. Kendisi ile ilgili kişisel bilgilere ancak Latifi, Aşık Çelebi ve Hasan Çelebi tezkirelerinden ulaşılabilmiştir. Ki o kaynaklarda bile doğum yeri, doğum tarihi, gerçek adı gibi bilgiler zaman zaman birbirini tutmamaktadır. Fakat bilinen ve birçok kaynakta söz edilen bir gerçek vardır ki o da Nesimi’nin derisinin yüzülerek öldürülmesidir.

Devrimci Bir Şair
Seyyid Nesimi’nin Türkçe ve Farsça olmak üzere iki divanı vardır. Günümüzde de kendisinden Divan edebiyatının Yunus Emre’si olarak bahsedilmektedir. O dönemlerde ise Nesimi’ye halk arasında seyyid denmesinin nedeni peygamber soyundan geldiğine inanılmasıydı. Belki de şiirlerinin dönemin diğer şairleri tarafından dikkate alınmasının nedenlerinden birisi de buydu. Ayrıca şiirlerinde herkesten farklı, coşkun ve korkusuz bir dil kullanıyordu. Aynı zamanda Nesimi, Hurufilik tarikatı halifelerindendi ve dar görüşlü, yanıltıcı dini düşünüşle mücadele ediyordu. Bu nedenle düşüncelerini şiirleriyle anlatmaktan çekinmiyor, diyar diyar dolaşıp insanlara şiirlerini ve düşüncelerini ulaştırıyordu. Onu diğer şairlerden ayıran en önemli özelliği de sonu derisinin yüzülmesine kadar gideceğini bilmesine rağmen inandığı davadan vazgeçmemesi ve ilahi aşk uğruna varlığını yok etmesidir.

Hurufilik Tarikatı
Hurufilik, izleri 17. asra kadar Anadolu ve Balkanlarda yayılan mistik ve felsefi bir akımdı. Kuran harflerinin gizemini çözmeyi ve varlık ile sayılar arasında bağlantılar kurmayı amaç edinmişlerdi. Nesimi de bu tarikata öyle bir bağlanmıştı ki mürşidinden daha çok onun adından bahsedilir olmuştu. Birçok insanı etkisi altında bırakıp kendisinden övgülerle bahsedenler olduğu gibi “zındık” diye bahsedenler de vardı. Bunun sebebi herkesin anlayabileceği düzeyde olmayan fikirleriydi. Örneğin Nesimi’ye ve bu tarikata göre Allah’ın zuhur ettiği yer insanın yüzüydü. Yani bir nevi insan yüzü Allah’ın aynasıydı. Bir diğer örnek ise düşüncelerini harflerle sistemleştirip her bir organı 32 harf ile izah etmeleriydi. Bunlar ve buna benzer düşünceleri din alimleri tarafından şiddetle eleştirilmişti. Ve her dönemde olduğu gibi herkes gibi düşünmeyen ya susturulmalı ya da ölümün ellerine teslim edilmeliydi.
Derisinin Yüzülüşü

Elbette Nesimi ölmeyi susmaya tercih etmişti. Bu nedenle hakkında derisi yüzülerek öldürülme fetvası verilmişti. Rivayete göre halkın gözü önünde derisi yüzülmüş ve bu olay birçok insan tarafından izlenmişti. Hatta devrin müftüsü konumundaki adam gaza gelerek şehadet parmağını kaldırmış “Bu öyle bir kâfirdir ki kazara pis kanı insanın bir uzvuna temas etse orasını kesmek lâzım gelir.” diyerek onu lanetlemişti. Tam da o sırada derisi yüzülen Nesimi’nin bir damla kanı adamın şehadet parmağına sıçramıştı. İzleyenlerden biri müftünün parmağının kesilmesini söylemiş fakat müftü kendisiyle çelişerek parmağını yıkamıştı. Bunun üzerine Nesimi şu beyiti söylemişti:

‘‘Zahida bir parmağın kessen dönüp haktan kaçar
Gör bu miskin aşığı serpa sayarlar ağlamaz”

*Zahid: Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren anlamına gelen Arapça sıfat.

*Sarpa sayarlar: Baştan aşağı soyarlar.

Sırlara Karışmak

Bir diğer rivayete göre de derisinin yüzülmesi bitince Nesimi ayağa kalkmış, derisini bir örtü gibi sırtına alıp izleyenlerin dehşet dolu bakışları arasında yürüyerek gitmişti. Kimse nereye gittiğini bilmiyordu fakat Halep’in 12 kapısında bekleyen kapıcıların her biri kendi bulundukları kapıdan çıktığını iddia etmişlerdi. Bu yüzden derler ki Nesimi 12 kapıdan aynı anda çıkıp sırlara karışmıştır. Bu hikaye de günahlarının üstünü kapatıp başkalarını dinsiz diye cezalandıranlara ders olması için nesilden nesile aktarılmıştır. Birilerine ders olur mu bilemeyiz ama yetişen daha nice Nesimilere yoldaş olacağına inanırız. Ruhu şad olsun!