Ekim 14, 2023

Ben de yıllarca yoksulluk ayıbımdan utandım, taa yazar olana dek

 

Mahalle Mektebi uzak… Kış, soğuk, kar…

Paltom yok…

Üşüyorum, ellerim donuyor.

Annem haki renkli kalın bezden bir çanta dikti bana. 

Kitabımı, defterimi çantama koyuyorum.

Soğukta elim üşüdüğünden çantayı tutamazdım, kolumun altına 

sıkıştırırdım; soğuktan korunmak için elimi de çantanın altına alırdım.

Okul dönüşü eve gelince ellerim sızım sızım sızlar… Bir akşam, eve geldim yine, annem: “Çantan nerde?” dedi.

Eğilip kolumun altına baktım, çanta yok… Yolda, soğuktan elim uyuşmuş, parmaklarım duyarlığını yitirmiş, çantanın düştüğünden haberim bile olmamış. Dönüp baktım, aradım geçtiğim yolları; çanta yok…

Babam bu olayı, sonraları çok başka türlü anlatırdı: “Yepyeni bir çanta almıştım…

çok pahalı bir çanta… Çok güzel bir çanta… Sağlam çanta…

Üç gözü vardı çantanın… Hem de kilidi vardı çantanın…

O güzelim çantayı taşıdığı ilk gün yolda düşürmemiş mi elleri üşüyüp de…

Vah benim oğlum… ‘Çantan nerde?’ diye sorup da kolunun altında göremeyince çantayı, başladı ağlamaya…

 'Ağlama oğlum, ben sana daha iyisini alırım’ dedim. Daha güzel bir çanta aldım…“

Babam böyle anlatırdı; anlata anlata, bu anlattıklarına iyice inanmıştı.

Babam, içinden geçenleri, dileğini anlatıyordu.

Dileğini olmuş sanıp, inanarak anlatıyordu.

Hiç bir zaman: Baba öyle değildi diyemedim.

O, gülerek anlatırdı, ben de gülerek dinlerdim.

Çoğumuz kendi suçumuzmuş gibi yoksulluğumuzdan utanırız.

Ben de yıllarca yoksulluk ayıbımdan utandım, taa yazar olana dek… Çoğunluğun yoksul olduğu ülkede, yoksulluğun değil, varlıklılığın daha utanılası olduğunu yazarlığa başlayınca anladım

Aziz Nesin

Ekim 11, 2023

Celal Şengör Aşkı Anlatıyor. Eşi Oya ile Nasıl Tanıştı?

 




TARIK AKAN ♥️ ALİYE ÖĞRETMEN

 

🗣️ "İkinci sınıfta ben inanılmaz bir kekeme oldum. Sanki hiç konuşamıyordum. Benim bir Aliye öğretmenim vardı. Bu durumumdan dolayı öğretmenim tüm çocuklar gittikten sonra beni yanına alır ve kekemeliğimi yenmem için her gün benimle ilgilenirdi..

🗣️ Beni konuşturmak için 1,5 yıl uğraştı. Bana dedi ki peki Tarık "senin en kolay söylediğin kelime nedir.? Bende" hele"dir dedim. O zaman bana dedi ki bu kelime (hele)'nin arkasına kelimeler ekleyerek konuş dedi. Mesala hele be, hele sen gel, hele sen oraya gir, gibi beni eğiterek bana konuşmayı öğretti. O Aliye öğretmenimin sayesinde 5.sınıfa geldiğimde okulun birincisi olmuştum ve beni bilgi yarışmalarına sokardı.

🗣️ O öğretmenim bana yarınımı kazandırdı. Babam tayinci olduğu için yine bir tayin geldi ve oradan da ayrılmak zorunda kaldık. Yıllar sonra onu bulmak, elini öpmek için bir gün Kayseri'de Telekom'u arayarak Aliye isminde ne kadar insan varsa hepsinin numarasını aldım. Kendimi tanıtmadan yaklaşık 20 kişiyi aradım. Her aradığıma benim Kayseri'de Sümer İlkokulunda Aliye isminde bir öğretmenim var onu arıyorum dedim..

🗣️ İçlerinden birisi benim uzaktan bir akrabam var aynı isimde ama o Kayseri'den gideli uzun yıllar oldu dedi. Nerede olduğunu sorunca İzmir Karşıyaka'da dediler. Orada da aramaya devam ettim. Yine birisini arayınca karşıdaki kişi dedi ki benim öyle bir akrabam vardı. Tabi kendimi tanıtınca inanamadı. Ama dedi hep senin adını söylerdi. Ama şimdi İstanbul Üsküdar'da oturuyor ve soyadı da değişti dedi bana. Daha sonra ağabeylerini daha sonra da öğretmenimi buldum. 

🗣️ Sonunda öğretmenimi buldum ve ağlayarak sevgili öğretmenimin öğretmenler gününü kutladım. Aliye öğretmenim, aradan 55 küsür yıl geçmesine rağmen unutamadığım tek insandır. "

                                  #TarıkAkan