Temmuz 15, 2025

 

70 yaşındayım ve çocuğum olmadığı için kesinlikle pişman değilim. Özlemek hiç hissettirmedi. Hayatım tam da seçtiğim şekilde dolu.

Benim adım Carmen Morales ve Salamanca yakınlarında küçük bir köyde yaşıyorum, evlerin hâlâ eski fayansları ve pencerelerden sardunyaların taştığı yerde. Birkaç hafta önce fizik terapi seansında sıramı beklerken günlerce düşündüren bir kadınla tanıştım.

Zarif, gümüş topuz içinde saçlar, podyuma layık bir ceket — sonradan öğrendim ki, mahallede bir terzide yaptırmış.

Benden daha genç olduğunu düşünmüştüm, belki de 50. Ama emekliliğinden bahsedince şaşırdım; altmış iki yaşında. Derin bir kırışıklık değil, sadece gülmenin çizdiği göz çevresindeki bazı yumuşak çizgiler.

— "İstediğim gibi yaşarım," dedi boynuna bir atkı takarak. "Kimseye hiçbir şey borçlu değilim.

İlk kocası Luis, beş yıl beraber kaldıktan sonra onu terk etmiş.

— "Başından beri açıktım: Çocuk istemiyordum." Ama otuzuna geldiğinde, bir varis olmadan hayatın anlamsız olduğu fikriyle baş etmiş.

— "Sırf toplum öyle istiyor diye çocuk sahibi olmak, kendine ihanet etmektir."

İkinci arkadaşı Antonio’nun zaten ergen bir oğlu varmış.

— "Marcos’un hayatımdaki tek çocuk olacağı konusunda anlaşmıştık."

Ama üç yıl sonra Antonio, dağlarda yürüyüş yaparken aniden ölmüş.

— "Hiç yalnız hissettin mi?" diye sordum.

Gülümsedi.

— "Hayır. Özgür hissettim. Sabah Sabina ile dans ediyorum, öğleden sonra Benedetti okuyorum. Cumartesi antika pazarı ve pazar filmleri arkadaşlarımla."

— "Ve yaşlılık, bu seni rahatsız etmiyor mu?" diye cesaret ettim sormaya. Huzurevinde kalan, çocukları ona bakamayan veya bakmayan bir komşuyu düşündüm.

— "İhtiyacım olan şeyler için birikimlerim var. Meşhur bir bardak suya ne dersiniz? Komşunun oğlu, memnuniyetle çikolata karesi karşılığında getiriyor."

Gülüşü berraktı, bulaşıcıydı, şafak vakti kilisedeki çanlar gibi.

Arkadaşlarının çoğunun ilaçlarının ve hiç gelmeyen çağrılarının esiri olduğunu söyledi. Bu arada, seyahat ediyor, kendisine çiçekler sunuyor ve hâlâ kırmızı topuklulara cesaret ediyor.

— "Mutluluk çocuk sahibi olmak değildir. Bu, bir seçim yapmakla ilgili," giderken bana söyledi.

O akşam penceremden güneşin batışını izlerken, üç çocuk büyüten ve şimdi Zaragoza’da büyük bir dairede tek başına yaşayan arkadaşım Teresa’yı düşündüm. Çocukları, iş ve seyahat arasında, ona zar zor yazıyorlar.

Peki klinikte tanıştığım bu kadın?

Tiyatro biletleri, şarkı grubu, projelerle dolu bir programı var.

Hikâyesi anne baba olanlara ayıp değildir, ama başkalarının seçimlerini yargılayanlara bir hatırlatma.

Çünkü her hayat kendi yolunda çiçek açar.

💕Bazısı aileyle, diğerleri seçilmiş bir yalnızlık içinde. Amaa hepsi, gerçeklikle yaşanırsa, kutlanmayı hak eder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder