Bazıları çok yakınlarda yaşar ama yine de bir yabancı gibi kalır.
Bazıları “yakında uğrarız” der
ama o “yakında” hiç gelmez.
Bazıları dede ya da babaanne olma fikrini sever,
ama gerçekten bir çocuğun hayatında yer almayı değil.
Ve çocuklar bunun nedenlerini anlamaz.
Onlar yetişkinlerin gururunu,
kırgınlıklarını,
aile içindeki karmaşık meseleleri anlayamaz.
Bir çocuk sadece çok basit bir şeyi anlar:
Kimin gerçekten orada olduğunu.
Yere oturup onunla oyun oynayanı hatırlar.
En sevdiği şeyi soranı hatırlar.
Doğum gününü unutmayanı hatırlar.
Ve kimlerin olmadığını da fark eder.
Çünkü bir çocuk için sevgi
sadece söylenen bir söz değildir.
Gösterilen bir şeydir.
İşte tam burada, fark edilmeden bir çekirdek inanç oluşmaya başlar.
Çocuk, hayatındaki yetişkinlerin davranışlarından kendisi hakkında bir anlam çıkarır.
Eğer yanında olan, ilgilenen, değer veren büyükleri varsa
çocuğun içinde şu inanç filizlenir:
“Ben değerliyim.”
“Ben sevilmeye layığım.”
“İnsanlar benimle ilgilenir.”
Ama sürekli uzak duran, ilgisiz kalan yetişkinlerle büyüyen bir çocuk bazen şunu düşünebilir:
“Ben yeterince önemli değilim.”
“Demek ki beni sevmek zor.”
Oysa gerçek çoğu zaman çocukla ilgili değildir.
Yetişkinlerin kendi yaraları, kırgınlıkları ve hayatlarıdır.
Bu yüzden çocukların kalbinde yer eden şey sözler değil, varlıktır.
Çünkü yıllar sonra çocuklar
kimlerin gelmesi gerektiğini hatırlamaz.
Ama kimlerin gerçekten geldiğini asla unutmaz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder