Ben rızkın yalnızca para, mal, mülk veya dünyalık…
Ben rızkın yalnızca para, mal, mülk veya dünyalık kazanımlardan ibaret olduğuna inananlardan değilim. Bence bir kalpte sevgiyle yer bulmak, saygı görmek, hissedilmek ve ince bir vefayla sarmalanmak Rabbimizin bize sunduğu en büyük, en kıymetli rızıklardan biri.
İçine doğduğumuz aile, omuz omuza büyüdüğümüz kardeş, yol arkadaşımız olan eş, dostlar, hatta halimizi hatırımızı soran komşu bile aslında bizim insan rızkımızın ta kendisi. Kimin kalbine emanet edildiğimiz, kimin duasına karıştığımız hayattaki en büyük zenginliğimiz.
Kimi insanların bu rızkı o kadar boldur ki, sevilmek veya görülmek için en ufak bir çaba harcamalarına gerek kalmaz. Sadece var olmaları bile etraflarında pervane olunması, el üstünde tutulmaları için yeterlidir. Onlar, zahmetsiz bir sevgi denizinde hiç yorulmadan yüzen o şanslı azınlıktır.
Ama bazılarımızın payına düşen rızk, kıymet görmekten yana nasibi ne yazık ki çok daha kısıtlıdır.
Dünyanın en fedakâr kalbine de sahip olsanız, "aman o kırılmasın" diye sürekli kendinizden eksiltseniz de sonuç pek değişmez. Yapıcı olmak için çırpınmak, her fırtınada sessizce alttan alan taraf olmak, her defasında iyilikle gitmek yetmez. Bazen acı bir şekilde anlıyorum ki; eğer nasibinizde o kıymeti görmek yoksa, avuçlarınızda sunduğunuz o kocaman emeğin karşılığı sadece ağır, buz gibi bir hayal kırıklığı oluyor. İnsan bedenen değil, en çok da ruhunun bu kadar görülmez oluşuna yoruluyor. Kendi inceliklerinin kaba duvarlara çarpıp parçalanmasına, o iyilik çabasının içinde hep yapayalnız kalmasına kırılıyor.😔
Demem o ki; kimimizin rızkı zahmetsizce akıp gelen bir sevgi seli, kimimizin rızkı ise kendi gözyaşıyla yeşertmeye çalıştığı kurak bir toprak...
Kırgın mıyım? Belki kendi içimde biraz. Ama kabullendim de. Kiminin nasibi taşıyor, kimininki eksik kalıyor... Dünya işte, adaleti hep başka yollardan işliyor. Bize düşen, verilmeyen değere inat, kendi içimizdeki o güzel insanı kaybetmeden yürümeye devam etmek.

Yorumlar
Yeni yorumlar şu an kapalı.