Büyüyen Çocuklar, Bekleyen Kalpler
Hayatımızın en güzel dönemi gerçekten hangisidir? Belki de dönüp baktığımızda içimizi en çok sızlatan o kısacık, telaşlı zaman dilimidir. Çocuklarımızın henüz küçük olduğu, bizim genç ve güçlü olduğumuz, tüm sevdiklerimizin sapasağlam , sağlıklı olduğu o altın çağ...
O günlerin içinde yaşarken kıymetini bilir miyiz? Çoğu zaman hayır. Sürekli bir koşturmaca içindeyizdir. "Yetişemiyorum" deriz. Uykusuzluktan, bitmek bilmeyen ihtiyaçlardan, yorgunluktan şikayet ederiz. Çocuklar biraz büyüse de rahatlasak diye bekleriz.
Peki o şikayet ettiğimiz yorgunluk aslında neyin sesidir? Tam, eksiksiz ve dopdolu bir hayatın sesidir. Sofradaki kalabalığın, evde yankılanan neşenin, sevdiklerimizin güvende olduğunun sesidir. Biz o gürültünün içinde yorulurken, aslında hayatımızın en kusursuz günlerini yaşadığımızı ancak evdeki sesler sustuğunda anlarız.
Gün gelir, o beklediğimiz zaman çatar. Çocuklar büyür, kanatlanır ve yuvadan uçar. Boş bir evin sessizliği sadece odaların boşalması mıdır? Hayır. Asıl sessizlik, artık size eskisi gibi ihtiyaç duymamalarıdır. Kendi kararlarını almaları, size sormadan kendi yollarını çizmeleridir. Onlarla gurur duyarsınız ama içinizde bir şeyler usulca burkulur. Çünkü o telaşlı günlerdeki başrolünüz bitmiştir. Artık sahne onların, siz ise izleyicisinizdir.
Bir anne veya baba için en zor sınav nedir? Onların hata yapacağını bile bile yollarından çekilmektir. Yanlış gördüğünde susabilmek, müdahale etme isteğini bastırmaktır. Onları özgür bırakarak sevmektir.
Eskiden düşüp kanattıkları dizlerini öperek iyileştiren o sevgi, artık görünmez bir duaya dönüşür. Onlar geldiklerinde yine en sevdikleri yemeği yaparsınız. Odalarını olduğu gibi tutarsınız. Sevgi asla bitmez, sadece şekil değiştirir. Gölgelerden izlemeyi, sabırla beklemeyi ve her şeye rağmen onların en güvenli limanı olarak kalmayı öğrenirsiniz.
Eğer sen de bu yeni sessizliğin içinde kaybolduğunu, geçmişi özlediğini hissediyorsan şunu hiç unutma. Ben de öğreniyorum sevgili dostum, zannetme ki yalnızsın. Büyümüş bir çocuğun ebeveyni olmayı, müdahale etmeden uzaktan sevmeyi ve o altın çağı artık sadece kalbimde taşımayı ben de seninle birlikte, tıpkı senin gibi yavaş yavaş öğreniyorum.


Yorumlar
Yorum yaz
Yorum yazmak için giriş yap. Yorumlar Ferdağ onayladıktan sonra görünür.
Yorum kuralları · Kişisel verilerin korunması · Gizlilik