Nisan 29, 2020

Burnumda kemik var, dişlerim de çarpık:))

Emekli olacağımı duydu yavrular..
Duymalarını  istemedim aslında . Anlatmayı beceremem de üzülürler diye...
Eski defterlerinden anı defteri yapmışlar bir de  duygularını yazmışlar.
Yanıma geldiler, koca gönüllülerim...
Nasıl anlatsam?, Nerden başlasam? Dedim ki;
"Yavrular, birini özleyince ve o kişiyi de görme şansınız da yoksa benim yaptığım bir taktik var. Bakın şimdi bana, gözlerimi kapattım hayal ediyorum  Ekim'i. (en yakınımdadır o an Ekim). Ve içimden diyorum ki Ekim neredeysen mutlu olmanı istiyorum. Mesleğini eline almış  bir genç kız olmuşsundur umarım. Allah'ım Ekim'i koru . Aynı şeyi siz de benim için yaparsanız, asla birbirimizi  unutmayız." 
Anlayıp anlamadıklarını çözmek için "Hadi deneyelim." diyorum. 
Mete, her zamanki gibi önce atlıyor, gözlerini kapatıyor.
"Ferdağ öğretmenimi hayal ediyorum. Burnunda kemik var, dişleri de çarpık..."
Dur METE....Stop METE...Bu kadar detaya gerek yok kuzum diyerek dalıyorum Mete'min hayaline:))  
Sonra da; hayalinde, yüzümü çizecek kadar  görmüş ya beni diye seviniyorum.

Boşuna şarkılara bile söz olmamış. "Büyüdük ve  kirlendi Dünya" diye.

Nisan 19, 2020

Benim evdeki bacılar...




Yıllarım,
belki mesleğimden,
belki de kişiliğimden,
karşımdakini anlamaya çalışmakla geçti.
Ve yine yıllarım, 
aman  beni doğru  anlasınlar diye kendimi  anlatmakla, kendimi paralamakla da geçti...😏
Ama dediğim gibi GEÇTİİİİ.💪💪
Nereden  anladım geçtiğini ?
İşte bu resimlerdeki bacılarımdan.
Biri dönmüş sırtını, çiçekleri topluyor.
Diğeri de dönmüş sırtını, işini işliyor.😁
Artık nasıl yorulmuşsam insanlardan,
nasıl arkama atmak istemişsem onları
seçtiğim eşyalarıma dahi yansımış 😩

Şimdilerde ise
beni isteyen, çekip bir iskemle yanıma oturuyor.
İster işini işliyor, isterse kalkıp çiçek topluyor.
İstemeyen de sandalyesini öteye götürüyor.
"Hele bi bak bana, 
Neden götürüyorsun o sandalyeyi? "
 diyecek ne takatım var, ne de yüreğim....

💢💢💢
Ebru Gündeş'in  şarkısı var ,"Cennet" diye.
Sözleri pek hoşuma gitmekte 
.....Ben dalkavuk olanı hizaya getiremem, 
Sorma bana ben görünmezi göremem
....  Ben gözü görmeyene resim gösteremem, 
Değerimi bilmeze değer öğretemem......

Dinleyin şarkıyı ve sözlerini .... İnanın iyi gelecek 💫💫



Nisan 15, 2020

4. Ayın Sonunda...


Gezdiğim yerler için arşiv olsun,
kendime not defteri olsun,
emeklilikte uğraş olsun,
herkeslerin var 😌benim de bir bloğum olsun, dememin bu gün 4. ayı bitti.
Baktım bu 4 ayda en çok hangi yazı okunmuş diye..
"ELALEM VE KIZLARI" okunmuş.
Bu yazıyı,
hem ay dönümü diye,
hem de elalemi dert saydığımız 
o güzel günlerin bir an önce geri gelmesi  için tekrar paylaşıyorum...

Kim bilebilirdi ki; elalemi bile mumla arayacağımızı...😪
💢💢💢

Elalem denilen  insan ırkını bilmeyen yok değil mi?

Gençliğimde
bunların sayısı mı fazlaydı?
ya da memleket güzel diye
en çok Gelibolu'da mı yaşıyorlardı?
bilemiyorum... 😎

Ama bildiğim bir şey vardı ki
ELALEM denildiğinde
çocuk aklıma,
Külkedisinin üvey annesinin ve kız kardeşlerinin geliyor olmasıydı.
Dedikoducu, kötü niyetli
fesat, tuzak kuran....😰

Ben şahsen tanıştırılmadım ELALEMLE
Görsem şu elalemdir diyemem.
Ama
anneciğime göre  tanıştırılmanıza gerek yoktu zaten.
Çünkü ONLAR her yerdeydiler 😵
Bundan dolayı hep hazırlıklı olunmalıydı...
Evinizi, kılığınızı, kıyafetinizi
hep düzgün tutmalıydınız ki
ELALEMLE iyi geçinebilesiniz.🙄

Ayrıca  her Türk Genç'inin
aklından çıkartmaması gereken iki önemli nokta vardı ki
gerekirse canını verecek
ama
kendisini bu durumlara asla düşürmeyecekti.

Neydi bunlar?
Her Türk Genci;
1- Elalemin ağzına sakız olmayacak,
2- Elalemi kendisine güldürmeyecekti...😂

💢💢💢

Ben en çokta elalemin kızçelerine gıcıktım.
Çünkü bunlar bana
Sinderalla'nın kardeşlerinden farklı anlatılıyordu.

Bu kızlar çok başarılı oluyorlardı.
Beyaz atlı prensleriyle evleniyorlar,
hem kariyer  hem çocuk yapıyorlardı.
Hele  hamaratlıklarını bilmeyen yoktu.
Evlerinin bütün işini bir çırpıda bitiriyorlar asla yorulmuyorlardı.
Özellikle de annelerine"Hayır" demedikleri gibi
hepsi de bir tatlı dilli ve güler yüzlü oluyorlardı ki sormayın gitsin...🤯

💢💢💢

Uzun lafın kısası
Tüm Türkiye olarak
çok çektik biz bu ELALEMDEN

Şimdi de,
belki her yerdeler ama
ben artık
eski ben değilim...

Aldım elime fırıncı küreğini 😂
Ankara'ya sokmuyorum bunları.
Özellikle O KIZLARINI sakın getirmesinler semtime.

Allah'ıma, kitabıma demem
Yılların verdiği
 ELALEM öfkesiyle
ağız burun girerim.
Demedi demeyin...😁





Nisan 14, 2020

Bakma gittiğime...😊


"Emekli olmak ne hissettirdi?" diye sordu bir arkadaşım.
"Özgürlük ve Kendime Üzülme" dedim.
Özgürlüğü anladınız siz de,
ben kendime ciddi ciddi çok üzülüverdim.😥
💢💢💢

Öyle çalışan kadın rahattır filan olmadı ben de...🙄

İşini seven, gönüllere girmeye çalışan bir öğretmen,
evladını yetiştirmeye çalışan bir anne,
evliliğine sahip çıkan bir eş,
evinde düzen isteyen bir ev hanımı,
sağlıklı yiyecekleri pişirmeye çalışan bir ahçı
olmanın yanında
bir de
evlat, arkadaş, gelin, görümce, kardeş, komşu...vb oluverince,
bunların da beklentileri omuzlarına biniverince
ömrün de geçtiğini görüverince
tabiki üzülürüm ben kendime... 😥

Not: Öyle 24 saat sürmüyor bu halim.
Çok şükür diyorum,
ne öyle kendine acımalar diyorum,
getirme yanına, 
yolarım o saçı başı diyorum:)) 😇

💢💢💢



Nisan 12, 2020

HAMBURG

Çin'de ilk çıktığı günden itibaren takipteydik bizimkini. 🥰
Ocak ayında asansörü kullanırken  komşularımızın garip bakışları eşliğiyle maskelerimizi çoktan takmıştık.
Sağolsunlar kendileri  çok şakacıdırlar.
Bizimle ve maskelerimizle epeyce eğlendiler.
" Yakıştı size bu tarz  keh, keh " şeklinde güldüler.
Biz de "Güzele ne yakışmaz ki "dedik.
💢💢💢
Martın başında gittik Hamburg'a.
Dönüşte kimsecikler bir şey  demeden,
kendi karantinamızı  kendimiz aldık.
Son gezi gibi görünüyor uzun bir süre...
Sağlık olsun 🙏
💢💢💢
Gezilerde benim favorim,
öyle çok ünlü yer yok ise parklar oluyor.
Oralara kadar gidip, parkta gezmek mi? diyorsanız
artık istediğim şudur benim;
az insan + çok yeşillik =HUZUR 

Şehir su kanallarıyla, tarihiyle, düzeniyle ne kadar güzel de olsa;
benim Hamburg'ta da en çok vakit geçirdiğim yer yine Planten un Blomen Parkı oldu.
💢💢💢
Komşularımızı mı merak ettiniz?
Eczanede ki maskeleri beğenmemişler.
Bizden istediler.
El mecbur, biz de verdik.
Hepsiciği oldu mu bizim tarz?
Eee ne demişler,"Gülme komşuna, gelir başına..."😊







Nisan 08, 2020

Emekliliğim güzellikleri getirsin...











Yaklaşık 3 yıl önce  emekli olma kararını bir tohum olarak attım zihnime. Sonra da, bu tohuma her gün sahip çıktım. Onu suladım,  güneşlendirdim. Ama bu tohum için yüreğim ve mantığım bir savaş başlattılar ki, sormayın gitsin. 
                              
Buna  engel olamadığım gibi  kendimi de bu savaşın tam ortasında buldum. Yüreğim göreve yeni başlayan bir stajyerken, mantığım ise yeter artık diyen bir bilge oldu.Yüreğim ile mantığım arasındaki bu savaşın başı benim için çok kanlıydı. Yürek hep 6 yaşından beri her gün okuluna geldin… Bir gün bile evinden işe gidiyorum diye çıkmadın ki sen, hep okula gidiyorum dedin… Ne yaparsın emekli olunca? Ne edersin? Nirlere gidersin? Oy sana vay sana…”diye  sürekli kulağıma kulağıma bağırdı, mağduru oynadı. Uzun bir süre yüreğimin bu şekilde bağırmasına ve mağduru oynamasına izin verdim. Bu savaşı sessizce içimde yaşadım.😓 
Şubat ayında bu savaşa noktayı koydum. Kazananı "mantık" ilan ettim. Kendimce savaşı bitirmiş olmanın gururunu yaşarken, bu sefer de hop bir başka savaşın "koronanın" ortasında gözümü açtım, açtık.
Bugünse koronaya rağmen, emeklilik sürecimi tamamlamış olduğumu öğrendim. ŞÜKÜR 🌹. Tüm işlemlerin bittiğini açıklayan zarfım geldi. Bu zarfı uzun süre beklememe rağmen hemencecik öpüp, koklayıp açamadım. Yine mantık, "Dur hele, yavaş ol hocaaam " dedi. Ellerime  eldiven geçirdim. Oturdum. Usulcacık zarfı açtım. Zarfın içinden çıkan mektubu okudum. Bir daha okudum. Defalarca okudum. Okumam bitince de  mektubuma zarar vermemeye çalışarak onu dezenfekte ettim. Kuruttum. Poşete koyarak; evimin een özel, een güzel yerinde korumaya aldım kendisini. 
Eeee her mektubun harcı değil öyle, cephede sağ kalmak:)) 

💢💢💢