Yıllarca Dünyayı Kendi Kalbimden İbaret Sandım…
Sizi bilmem ama ben, "Keşke o eski günlere dönsek" diyenlerden değilim. Çünkü dönüp baktığımda "dün"ün içinde çok fazla yorgunluk, haddinden fazla sabır ve her olaya, her insana yorucu bir anlam yükleme çabası görüyorum. İnsan psikolojisi üzerine eğitim almış olsam da, kendi içimdeki farkındalığa ulaşmam epey zaman aldı.
Yıllarca dünyayı kendi kalbimden ibaret sandım: "Ben birine iyi niyetle yaklaşıyorsam o da bana öyle yaklaşır; ben kimsenin , çoluğunun çocuğunun başarısını kıskanmıyorsam, kimse de beni kıskanmaz; dara düşene el uzatıyorsam, düştüğümde benim de elimden tutulur" diye inandım. Oysa zamanın ve yaşanmışlıkların bana öğrettiği en büyük gerçek, herkesin benim aynam olmadığıydı.
Fakat sakın yanlış anlaşılmasın; içimde o insanlara dair en ufak bir öfke ya da sitem yok. Çünkü bugün çok iyi biliyorum ki, onlar bugünkü "Ferdağ"yı inşa etmek için hayatıma girmesi gereken mimarlardı. Onlar benden ne öğrendi bilmem ama ben onlardan çok kıymetli dersler aldım. Bende hiç var olmayan o karanlık duyguları; bir insanın ne kadar bencilleşebileceğini, kıskançlığın insanı nasıl dönüştürebileceğini en yakınımdan en uzağıma kadar onların sayesinde gördüm.
Mevlânâ'nın o meşhur, "Ne insanlar gördüm üzerinde elbise yok, ne elbiseler gördüm içinde insan yok" sözünün derinliğini işte o zaman anladım. Dışarıdan bakıldığında göz alıcı ama içi o karanlık duygularla, o büyük boşluklarla dolu insanlarla yüzleştim ve kendi içimi böyle arındırdım.

Ne şanslıyım ki hayat, sadece bu zorlu tecrübelerden ibaret değildi. Bu yolda tıpkı sizler gibi; kalbi naif, ruhu ince, şefkatli insanlar da girdi hayatıma. Şimdi bile varlığınızı düşünmek, içimde tertemiz, ılık bir bahar esintisi uyandırıyor. Geçtiği yerde çiçekler açtıran, insanın ruhunda sadece güzel izler bırakan böyle aydınlık kalplerin var olması, bu yolculuğun en güzel tarafı.
Hayat işte dostlar... Bazen yolumuzu kesmek isteyen, aşılması güç devasa kayalar çıkıyor karşımıza; bazen de engellere inat yolunu bulan, usulca ve berraklıkla akan bir nehir oluveriyor zaman. Tıpkı hayatımıza giren insanlar gibi... Önemli olan, o kayalara çarpsak bile içimizdeki o duru suyu bulandırmadan, kendi yatağımızda sevgiyle akmaya devam edebilmektir.

Yorumlar
Yorum yaz
Yorum yazmak için giriş yap. Yorumlar Ferdağ onayladıktan sonra görünür.
Yorum kuralları · Kişisel verilerin korunması · Gizlilik