Nasılsın Kızım?

Bazı kız çocukları vardır; ömürleri boyunca birilerinin hayatında güzel bir iz bırakabilmek için çırpınıp dururlar.
İyi bir evlat, vefalı bir kardeş, güvenilir bir dost, fedakâr bir anne, sadık bir eş, herkese yetişen bir komşu olmak için uğraşırlar. Birinin derdine ortak, birinin yarasına merhem, birinin karanlığına ışık olurlar.
Başkalarının hayatındaki boşlukları kendi varlıklarıyla doldururken, içlerinde günbegün büyüyen o derin uçurumu kimseye fark ettirmezler. En ağır dertleri bile dillendirmekten imtina ederler; çünkü birine yük olmayı, o dertle bir başkasını üzmeyi kendi yalnızlıklarından daha korkutucu bulurlar. Bilirler ki; dert de onlara aittir, o dertle yoğrulan yorgun yürek de!
İşte sırf bu yüzden, yükünü kimseyle bölüşemeyen o sessiz kızların yanına usulca sokulun. Kaç yaşında olurlarsa olsunlar; saçlarına aklar düşmüş 50 yaşında bir kadın ya da yüzü yıllarla çizilmiş 80 yaşında bir çınar olsalar da, içlerinde hep saçları okşanmayı bekleyen o küçük kız çocuğu yaşar. Gözlerinin ta içine, o gizli hüzne bakarak sakince sorun:
"Nasılsın kızım? Gerçekten nasılsın... Var mı benden bir istediğin?"
Göreceksiniz... Koca bir ömrü başkalarını yaşatmaya adayan bu eşsiz kadınlar, gözleri dolarak tebessüm edecek ve sizden yine de hiçbir şey istemeyecek. Fakat içtenlikle sorduğunuz o tek soru, ruhlarına dokunan şefkatli bir el olacak; içlerinde yıllardır bir köşeye büzülmüş, ağlamamak için direnen o yorgun kız çocuğuna sımsıkı sarılmak gibi gelecek. Çünkü onların asıl beklediği bir yükün alınması değil, bunca zaman sonra ilk kez koşulsuzca 'görülmek' ve anlaşıldığını hissetmektir.
Hep başkalarına sarılan birinin de bir gün sarılınmaya ihtiyacı vardır. ❤

Yorumlar
Yorum yaz
Yorum yazmak için giriş yap. Yorumlar Ferdağ onayladıktan sonra görünür.
Yorum kuralları · Kişisel verilerin korunması · Gizlilik