Şubat 27, 2020

#TBT ve PERŞEMBE





Sizler biliyorsunuzdur.
Ama ben bilmiyordum. 🤦🏻‍♀️
Neyi mi?

Bu gün  ben #TBT'nin açılımını öğrendim.

Cahil Ferdağ,
bu üç harflinin açılımını hiç merak etmemiş  bu güne dek...🤓


Meğersem;
#TBT açılımı Throw Back Thursday  imiş.
Kelime anlamı  "Perşembeye Doğru", deyim anlamı da  "Ne günlerdi" demek imiş.
Bundan ötürü😌 her perşembe eski bir fotoğrafın önüne #TBT eklenir imiş.
Sezarın hakkı Sezara, perşembenin hakkı da perşembeye imiş.

Şubat 23, 2020

Her şey için suçlayabilirsin🙄

Üniversitedeyken bir hocam,
"Başarı sessizdir. Başarısızlık ise seslidir" demişti.

Ne kadar da güzel bir sözdür bu Yarabbim...

Neden mi?
Şimdi etrafınıza iyice bir bakının.
Sizi,
her şeyde günah keçisi yapanlar,
her fırsatta  geçmişi önünüze önünüze getirenler,
anlatmaya çalışsan da anlamayanlar...
İnanın ki,
bunların hepsi
BAŞARISIZ İNSANLAR

O yüzden sesleri bu kadar yüksek 🙄

Hele,
kendi hayat sınavının sorularını doğru cevaplamışsan,
üstelik sınavdan da yüksek not almışsan,
yandı gülüm keten helva...
Kendinize bir an önce, ses geçirmeyen yer bulun...😘

Ben mi?
Bu yaştan sonra yer filan bulamam kendime.
Resimde görüldüğü üzere,
bu işten para kazanmak niyetim.
PARAYI PEŞİN ALIRIM ONA GÖRE😁

Şubat 21, 2020

Google ablaları ve emmi😉


Siz de çok yakından tanıyorsunuz bu google ablalarını.
Nerden mi tanışıyorsunuz?  🙄
Durun bak, okuyunca hatırlayacaksınız.
Eskiden, mahallenin ayaklı gazetesi yahut apartmanın muhtarı denilen ablalar vardı.

Bu ablaların ortak özelliği; 
apartmanda, sokakta ya da mahallede tüm olanı biteni bilmeleri ve her konuda fikirlerinin olmasıydı. Sağ olsunlar, bunları da lüzumlu lüzumsuz her yerde paylaşırlar,
kimseciklere de söz hakkı vermezlerdi.

Sayıları azdı o yıllar.
Bir yada ikiyi geçmezdi mahalle başına. 
Sevimli de olurlardı. 
Ve cümlelerine " Duydun mu şekerim... , Benden duymuş olma..., Ama şöyle de bir durum var ablacım..."şeklinde başladıklarından her yerde tanırdınız onları.🥰

Son yıllarda bu ablalar evrim geçirdiler.
Ve sayıları  akıl almayacak şekilde artti.
Ne artmak hem de...
Her saniye artmaya da devam ediyorlar.
İşte bu yeni nesil ablalara
Google Ablaları diyorum ben 😉 

Bu yeni nesil ablalarım,
sadece  apartmanı, sokağı, mahalleyi değil anacım HER ŞEYİ biliyorlar.
Ev hanımlığından tutunda doktorun, öğretmenin, psikoloğun ....vb  her meslek grubunun da uzmanlığına el attılar. 😩

💢💢💢

Google Ablalarının ortak özellikleri de şunlar;
1-Hepsinin akıllı telefona sahip olmaları,
2- Telefonlarıyla birlikte GOOGLE EMMİyle birlikte yaşamaları,
3- Şöyle cümlelerle konuşmaları,
"Ama sen öyle diyorsun da ben öyle okumadım....
 Bak şurada dediğin gibi demiyor...
Sen filancayı takip etsen böyle konuşmazsın?..vb""🤣 

TANIDINIZ DİMİİİ bu ablaları?

Canım okuyucuma not:
Abla derken  sadece biz bayanlara değil sözüm. 
Çevremde ki  Google abilerimin de farkındayım.
Çünkü , onların da EMMİsi aynı... GOOGLE EMMİ😘

(Son sözüm de şu olsun; Vay arkadaş ne emmiymiş...
 Herkesi oturduğu yerden PROFESÖR yaptı 🤦‍♀️ )

Şubat 18, 2020

İtalya🦋Como Gölü


Deseler ki;
24 saatliğine sana kanat veriyoruz.
Hemen Como Gölü'ne
çırpmaya başlarım kanatlarımı.

Venedik'e giderken uğradığımız,
kıyısında dinlendiğimiz güzeller güzeli  Como Gölü

İtalya'nın da 3.büyük gölü olan Como Gölü bir buzul gölüymüş.

Etrafında toplam 24 kasaba ve köy varmış.
Bizim vaktimiz yoktu.
Sadece gölün kenarında nefeslenip, dondurma yedik...
Doyulur mu bilmem buraya?🤷‍♂️
Ama,
kanatlarım olduğunda  ilk rotam sensin COMO GÖLÜ...🥰










 


Ünlü müzisyen Franz Liszt;
 ‘‘İki mutlu aşığın hikayesini anlatmak için, 
hikayeye Como gölünün yanındaki banktan başlamak gerekir’’ demiş. 💙❤💙
 (alıntıdır)

Çok alakasız bir not olacak ama🥰
Ahmetcan ile resmime dikkatle bakınca şu yazım geldi aklımaaaaa😁TIK TIK

Şubat 17, 2020

Bu bir itiraftır...

Sarımsak değil bir mandalina olmak!
Özellikle otuzlu, kırklı yaşlarımdayken
bazen
bazı bayan arkadaşlarımla😏
sohbet etmekten keyif alamadığımı  hissederdim.
Bu hissi o yaşlarımda anlamlandıramazdım.
Üzülürdüm.
Yalnız kalmaktan, dışlanmaktan korkardım.🙄
Onların arasına girmek, onlar gibi sohbetler etmek isterdim.

Ben de sanki
sohbetin (içinde) -miş,
sohbeti (anlıyor) -muş gibi yapardım.

Anlayacağınız sarımsak gibi davranırdım yahuu...🤦‍♀️

Peki ben sarımsak mıydım?
HAYIRRR ben bir  mandalinaydım.
Oh be itiraf ettim! (Bu resim beni nasıl da bülbül gibi öttürdü..🥰 )

Şimdiyse aklımda şu soru
"Neden yaparmışım acaba ben bunu kendime"?
Cahilliğimden,
dünya'nın renginin  bu mu olduğunu sanar mışım?  😂


Şubat 15, 2020

Yarım yüzyıldır dünyalıyım. ŞÜKÜR.



Heyt be! yarım yüzyıldır dünyalıyım. ŞÜKÜR.
Çok şükür, bin şükür  bir yaş daha verene...
🙏
Bugün benim doğum günüm.15.02.1971'de doğmuşum.
50 yaşımla tanışıyorum bu yıl.
Tanışmalarda iyiyimdir.  
Rengim bellidir.😉
50 yaşımdan da  bunu bekliyorum.
Arkamdan iş çevirmesin, harbi olsun ciğerimi yesin...
Bunu da böyle bilsin!😘


Şubat 10, 2020

İyiki tanıdım sizleri...



Sizin de gördüğünüz üzere,
Ferhat GÖÇER mesajı verdi bana.
Gözlerimin içine bakarak dedi ki;
"İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze ,
bundandır böyle dibe vuruşumuz, 
BUNDANDIR BÖYLE DİBE VURUŞUMUZ..."

HAYAT,
bana da denk getirdi bu adamlardan.
Ama getirdiği gibi,
çarçabuk götürmesini de bildi...ŞÜKÜR🙏

Sanırım hayatımdan hemen gitmelerinin
en önemli nedeni
benim sadece serotinin değil  
iki satırlık adam avcısı da oluyor olmam.🤠

"Bunları da mı anlıyorsun Ferdağ?" diyeceksiniz .
 Ne yapabilirim? Vallahi anlıyorum.
Çünkü bunların  kendilerine has bir kokuları olur.😊
Öbür mahalleden de olsa
alır burnum bu kokuyu:))
Gurbette,
çalışma ortamlarımda
burnumu tuta tuta idare ettim
bu İKİ SATIRLIK ADAMLARı 😘

💢💢💢

Ben yine de,
hayatıma giren 
tüm İKİ SATIRLIK ADAMLARa teşekkür ediyorum.

Sağolun, varolun. 
İyi ki tanıdım sizleri. 
Siz olmasaydınız,
İnanın kendimi bu kadar çok sevemezdim.
Sizleri tanıdıkça,
kendimin ve çevremdeki 
iyi insanların  farkına vardım.
Şükür bizi yaradana🙏
İyiki varız diyorum...
Ya, bizler de sizin gibi olsaydık
Ne olurdu bu dünyanın hali???

Düşünmek bile istemiyorum😎






Şubat 08, 2020

50 yaş ve Ferhat Göçer

Hep denir ya,
“Şimdiki aklımla 18 olsam”
Hiçte istemem
18’lik Ferdağ’ı

Çünkü
o sersem kız,
etraf ona gülecek diye
ağzını bile açamazdı.
Sesi güzel değil diye,
müzik kulağı yok diyee
utanırdı, üzülürdü,
kendini eziklerdi🥺

Şimdi ki Ferdağ ise,
bir daha konserlere alınmama
tehlikesi de yaşasa 🥰
Ferhat’a böyle eşlik ediyor.

Hiçte susmaya niyeti yok...

OLUYORRR, OLUYORRR
yaşlanmak güzel OLUYORR🙏🧿🦋

💢💢💢

Müzik kulağımla ile ilgili
gönlünüze dokunacak,
başka bir yazım için buyrun

Şubat 05, 2020

Elalem ve kızları...


Elalem denilen  insan ırkını bilmeyen yok değil mi?

Gençliğimde
bunların sayısı mı fazlaydı?
ya da memleket güzel diye
en çok Gelibolu'da mı yaşıyorlardı?
bilemiyorum... 😎

Ama bildiğim bir şey vardı ki
ELALEM denildiğinde
çocuk aklıma,
Külkedisinin üvey annesinin ve kız kardeşlerinin geliyor olmasıydı.
Dedikoducu, kötü niyetli
fesat, tuzak kuran....😰

Ben şahsen tanıştırılmadım ELALEMLE
Görsem şu elalemdir diyemem.
Ama
anneciğime göre  tanıştırılmanıza gerek yoktu zaten.
Çünkü ONLAR her yerdeydiler 😵
Bundan dolayı hep hazırlıklı olunmalıydı...
Evinizi, kılığınızı, kıyafetinizi
hep düzgün tutmalıydınız ki
ELALEMLE iyi geçinebilesiniz.🙄

Ayrıca  her Türk Genci'nin
aklından çıkartmaması gereken iki önemli nokta vardı ki
gerekirse canını verecek
ama
kendisini bu durumlara asla düşürmeyecekti.
Neydi bunlar?
Her Türk Genci;
1- Elalemin ağzına sakız olmayacak,
2- Elalemi kendisine güldürmeyecekti...😂

💢💢💢

Ben en çokta elalemin kızçelerine gıcıktım.
Çünkü bunlar bana
Sinderalla'nın kardeşlerinden
farklı anlatılıyorlardı.

Bu kızlar çok başarılı oluyorlardı.
Beyaz atlı prensleriyle evleniyorlar,
hem kariyer  hem çocuk yapıyorlardı.
Hele  hamaratlıklarını bilmeyen yoktu.
Evlerinin bütün işini bir çırpıda bitiriyorlar asla yorulmuyorlardı.
Özellikle de annelerine"Hayır" demedikleri gibi
hepsi de bir tatlı dilli ve güler yüzlü oluyorlardı ki sormayın gitsin...🤯

💢💢💢

Uzun lafın kısası
Tüm Türkiye olarak
çok çektik biz bu ELALEMDEN

Şimdi de,
belki her yerdeler ama
ben artık
eski ben değilim...

Aldım elime fırıncı küreğini 😂
Ankara'ya sokmuyorum bunları.
Özellikle O KIZLARINI sakın getirmesinler semtime.

Allah'ıma, kitabıma demem
Yılların verdiği
 ELALEM öfkesiyle
ağız burun girerim.

Demedi demeyin...😁










Şubat 03, 2020

SEROTİNLİ Mİ? SEROTİNSİZ Mİ?😊


Bu hayatta en çok ne yaptın diye sorsalar?
İNSAN TANIDIM, derim.

Beni alın koyun tanımak istediğiniz birinin yanına size 3. dakikada geri bildirim vereyim .
O kadar iddialıyım yani..

Nasıl mı?

Çünkü ...Ben SEROTONİN avcısıyım. 😊
Adamın gözünden anlıyorum,
SEROTİNLİ Mİ? SEROTİNSİZ Mİ?diye
Bunu anlamak için de yıllarımı verdim ben
Hiçte kolay yetişmedim anlayacağınız...😘

Hocam nedir bu serotonin diyorsunuz?
Serotonin, insanda mutluluk, neşe,canlılık hissi veren  mutluluk hormonunun diğer adı.

Allah'ım bazılarımızın genetiğine bundan bol bol koyarken,
bazılarımıza da esirgemiş...

İşte esirgediği kulları sürekli mız mız da mız mız olan kulları...
Her şeyden şikayetci, hep eleştiren, hep mutsuz  karakterler var ya çevrenizde işte onlar esirgediği kulları...
Hani evlat olsa, sevilmeyecek olanlardan😎

Bu kullar hep bizi mi buluyorlar? Buluyorlar yaaa
"Yaradılanı severim, yaratandan ötürü" filan diye diye geçirdim yıllarımı ama bundan sonra hayatıma hep serotonisi yüksek insanları alıyorum,alacağım da...

Kararım kesindir. Size de tavsiyemdir.

Şimdi soracaksınız bana "Sen de serotonin ne durumda?"
Ben şurubunu kullanıyorum dermişimmm.

 Tabiki şaka😁
Bunun şurubu da, hapı da kafanızın ve yüreğinizin içinde 🎈🎈



Şubat 02, 2020

Disiplin dediğin şey aslında 5 dakikaymış😊

Hem öğretmenliğimde, 
hem analığımda 😊
eğitimin disiplin işi olduğuna inandım.
Bundan dolayı,
disiplinin önemini yıllarca 
bıcır bıcır
anlattım da...anlattım.

Okuldaki ve evdeki evlatlara
disiplin kazandırmak  için 
UZUUUUN YILLAR, 
Örnek oldum...
Sabırlı oldum..
Hoş görülü oldum...
Adaletli oldum...
Anlıyacağınız 
oldum da oldum:))

💢💢💢
Amaaa
bu videoları seyrettikten sonra
kendimden utandım vallahi:))

Yıllarca  vermeye çalıştığım şeyi,
5 dakikada veren
hem insan 
hem de hayvan  
varmış anacım😉

Kendimi boş yere paralamışım.
Bu da kapak olsun bana
Gitti yıllarım...😊





Boşuna BABA denmiyor, MÜSLÜM BABA



Benim oldum olası hiç müzik kulağım olmadı.
Hiç bir şarkıyı baştan sona bilmem.Hatta nakaratını bile aklımda tutamam.

Yıllar önce, bir yaz günü Ankara'da dolmuşla Kızılay'a gidiyorum.
Ankara'yı bilen bilir.
Öğrenciler, memurlar çekilince yazın bomboş kalır Ankaramız.
Benimle birlikte, üç kişi daha var dolmuşta.
Şöförün hemen arkasına oturuyorum.
Şoför abim açmış teybi.
Usul usul bir şarkı geliyor kulağıma...
Çalan şarkının, Teoman'a ait olduğuna eminim ama ses farklı iyice kulak kabartıyorum bu sessss  MÜSLÜM GÜRSES' in sesi

Kafama vura vura öğretiyor şarkıyı,
İyi bir öğretmenin öğrencisine dersi öğrettiği gibi,
İlk defa bir şarkının  nakaratı aklıma giriyor.

.......Bugun benim doğum günüm
Hem sarhoşum hem yastayım
Bir bar taburesi üstünde
Babamın öldüğü yaştayım
Bugün benim doğum günüm
Kelimeler büyüyor ağzımda
Bildiğim tüm hayatlar
Paramparça, paramparça......

Vay anasına diyorum.
Bu şarkının sözleri böyleymiş demek ki😔
Hemen rahmetli babamla kendi yaşımı karşılaştırıyorum.
52 yaşıma daha var diye düşünürken, göz yaşlarım sel oluyor.

Şöför abi aynadan bakıyor bana , "Ben de babasızım" diyor, sessizce.
Bir tek ben duyuyorum onu. Biliyorum neden sessizce söylediğini,
Çünkü babasızlık  yüksek sesle söylenmez😢
Ve o dolmuşta duygular,
 Müslüm Baba'nın söylediği gibi paramparça oluyor...

💢💢💢
Filmini çok oldu seyredeli.
Hem sinemada hem de evde seyrettim.
Oyuncular harika
Acıklı ama, gerçekçi bir film.
İki güzel ama yaralı  ruhun nasıl bir araya geldiğini, sevginin nasıl bir güç olduğunu anlatıyor.

Muhterem NUR'un hayatı da ayrı bir film konusu bence.

AMA SİZ YİNE DE MÜSLÜM GÜRSES'TEN PARAMPARÇAYI DİNLEYİN. OLUR MU?






Rio Karnavalında bir abla ve bir enişte gördüm😊


Brezilya da Rio Karnavalında bu abla ve enişteyle tanışmıştık. 
Tam arkalarında oturduk.
O kadar doğaldılar ki. Tüm karnaval boyunca nasıl samimi, nasıl içten eğlendiler anlatamam.
Biz karı-koca onları seyrederken karnavalı seyredemedik o kadar yani...
Bu kadar güzel, doğal eğlenen insanları izlemek benim için ayrı bir tecrübe oldu. Karnaval boyunca tüm samimiyetimle onları  alkışladım. Bilemediğim Portekizcemle sadece kaşımla, gözümle  sevgimi gösterdim. İzin alıp videolarını çektim. Onlarda sağolsunlar benimle iletişim kurmaya çalıştılar.
Ayrılırken neredeyse ağlamaklıydık. 


Ama karnaval bitip ayrıldıktan sonra GIYBETİMİ de  yaptım benim enişteye . 😉
" Eniştenin Allah yardımcısı olsun , adam boşuna şapka takmamış, zor işi adamcağazın, abla fena, ablanın maşallahı var.....sen benim kıymetimi bil, bak neler var dünyada, şükretmen lazım benim gibi mikemmel bir kadına.........bıdı bıdı 😁"


Üç güzel çocuk...üç güzel adam🦋🎈🦋



Benim doğduğum topraklar da;
Gelibolu'da
yüzyıllarca Türk, Rum,Yahudi, Ermeni halkları hep birlikte yaşamışlardır.
Birbirleriyle didişmeden, koyun koyuna...

Örneğin; babamın hem asker hem de esnaf arkadaşı Yasef  Amca 1960'lı yılların başında  İsrail'e göç etmişler. Rahmetli babacığım arkadaşını  özlemle anlatırdı.
Çocukken beraber çitlembik ağacına nasıl tırmandıklarını,
ceplerine çitlembikleri nasıl doldurduklarını sonrasında da beraberce nasıl yediklerini...

Babamı dinlerken kocaman bir fotoğrafın içersine girerdim.
Bu fotoğrafta babamın  ben de arkadaşı olurdum. 🎈🎈
Necati ve Yasef ile ağaca tırmanıp, onlarla çitlembik toplardım...
Sonrasında iskelede oturup ayaklarımı da denize sokar,  çitlembikleri onlarla bir güzel yerdim😊

💢💢💢

İnternetin hızlandığı ve mailleşmenin yaygınlaştığı 2000'li yılların başında  Ahmet bir mail aldı.
 O yıllarda Ahmet'te, www.gelibolu.net sayfasıyla uğraşıyordu.
Bu mail de bu sayfa aracılığıyla gelmişti.

Aslında buna sadece mail demek eksik olur.
Yaşanılan şey bir mucizeydi ...
İki temiz yüreğin, ne olursa olsun asla birbirlerini unutmadıklarının kanıtıydı.❤

Çünkü bu mail;
 İsrail'den Yasef Amca'nın oğlundan geliyordu.🙏

Yine bu mail de;
Babasının çok hasta olduğunu ve bu hasta babasının
çocukluğunun, gençliğinin geçtiği Gelibolu'yu çok özlediğini yazıyordu.
Bir de asker arkadaşı Necati Usta'yı (babamı) tanıyıp tanımadığımızı soruyordu.😔

Anneme söyledim hemen.
Çoook sevindik...karmakarışık  duygularla cevapladık maili.
Telefon numaralarını istedik, verdiler.
Hemen  aradık.

Yasef Amcam çok hasta olduğundan konuşamıyordu.
Biz de evlatlarıyla konuştuk.
Kaşıyla ,gözüyle hasta yatağından babamı sorduğunu söylediler.
Telefonda, evlatlarına babamı kaybedeli 10 yıl olduğunu  usulcacık söyledim. Ve ekledim;
"Yasef Amcam üzülmesin, ona söylemeyin babamın öldüğünü. Ona deyin ki; Necati çitlembikleri toplamış seni bekliyormuş, çabuk gelecekmişsin yoksa hepsini o yiyecekmiş."..😢

💢💢💢

Ben bunu neden paylaştım?
Bu gün "Mübadelenin İki Köyü" belgeselinin 2. bölümünü seyrederken orada
Fehmi Amca'yı tanıdım.
Fehmi YILMAZ, Yunanistan'ın Krifçe köyünde doğar.
Çocukken Krifçe'de kuyuya düşer. Sonra ne mi olur?

Fehmi Amca 80 yıl bile geçmiş olsa o kuyunun peşine düşer...
"İnsanın anayurdu çocukluğudur" sözünü de yine benim aklıma getirir.

Tarihe, geçmişe meraklıysanız,
bir de sımsıcacık insan ilişkilerini de özlediyseniz diye buraya bırakıyorum...