FERDAĞCA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FERDAĞCA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şubat 02, 2020

Disiplin dediğin şey aslında 5 dakikaymış😊

Hem öğretmenliğimde, 
hem analığımda 😊
eğitimin disiplin işi olduğuna inandım.
Bundan dolayı,
disiplinin önemini yıllarca 
bıcır bıcır
anlattım da...anlattım.

Okuldaki ve evdeki evlatlara
disiplin kazandırmak  için 
UZUUUUN YILLAR, 
Örnek oldum...
Sabırlı oldum..
Hoş görülü oldum...
Adaletli oldum...
Anlıyacağınız 
oldum da oldum:))

💢💢💢
Amaaa
bu videoları seyrettikten sonra
kendimden utandım vallahi:))

Yıllarca  vermeye çalıştığım şeyi,
5 dakikada veren
hem insan 
hem de hayvan  
varmış anacım😉

Kendimi boş yere paralamışım.
Bu da kapak olsun bana
Gitti yıllarım...😊





Boşuna BABA denmiyor, MÜSLÜM BABA



Benim oldum olası hiç müzik kulağım olmadı.
Hiç bir şarkıyı baştan sona bilmem.Hatta nakaratını bile aklımda tutamam.

Yıllar önce, bir yaz günü Ankara'da dolmuşla Kızılay'a gidiyorum.
Ankara'yı bilen bilir.
Öğrenciler, memurlar çekilince yazın bomboş kalır Ankaramız.
Benimle birlikte, üç kişi daha var dolmuşta.
Şöförün hemen arkasına oturuyorum.
Şoför abim açmış teybi.
Usul usul bir şarkı geliyor kulağıma...
Çalan şarkının, Teoman'a ait olduğuna eminim ama ses farklı iyice kulak kabartıyorum bu sessss  MÜSLÜM GÜRSES' in sesi

Kafama vura vura öğretiyor şarkıyı,
İyi bir öğretmenin öğrencisine dersi öğrettiği gibi,
İlk defa bir şarkının  nakaratı aklıma giriyor.

.......Bugun benim doğum günüm
Hem sarhoşum hem yastayım
Bir bar taburesi üstünde
Babamın öldüğü yaştayım
Bugün benim doğum günüm
Kelimeler büyüyor ağzımda
Bildiğim tüm hayatlar
Paramparça, paramparça......

Vay anasına diyorum.
Bu şarkının sözleri böyleymiş demek ki😔
Hemen rahmetli babamla kendi yaşımı karşılaştırıyorum.
52 yaşıma daha var diye düşünürken, göz yaşlarım sel oluyor.

Şöför abi aynadan bakıyor bana , "Ben de babasızım" diyor, sessizce.
Bir tek ben duyuyorum onu. Biliyorum neden sessizce söylediğini,
Çünkü babasızlık  yüksek sesle söylenmez😢
Ve o dolmuşta duygular,
 Müslüm Baba'nın söylediği gibi paramparça oluyor...

💢💢💢
Filmini çok oldu seyredeli.
Hem sinemada hem de evde seyrettim.
Oyuncular harika
Acıklı ama, gerçekçi bir film.
İki güzel ama yaralı  ruhun nasıl bir araya geldiğini, sevginin nasıl bir güç olduğunu anlatıyor.

Muhterem NUR'un hayatı da ayrı bir film konusu bence.

AMA SİZ YİNE DE MÜSLÜM GÜRSES'TEN PARAMPARÇAYI DİNLEYİN. OLUR MU?






Rio Karnavalında bir abla ve bir enişte gördüm😊


Brezilya da Rio Karnavalında bu abla ve enişteyle tanışmıştık. 
Tam arkalarında oturduk.

O kadar doğaldılar ki. Tüm karnaval boyunca nasıl samimi, nasıl içten eğlendiler anlatamam.Biz karı-koca onları seyrederken karnavalı seyredemedik o kadar yani...

Bu kadar güzel, doğal eğlenen insanları izlemek benim için ayrı bir tecrübe oldu. Karnaval boyunca tüm samimiyetimle onları  alkışladım. Bilemediğim Portekizcemle sadece kaşımla, gözümle  sevgimi gösterdim. İzin alıp videolarını çektim. Onlarda sağolsunlar benimle iletişim kurmaya çalıştılar. Ayrılırken neredeyse ağlamaklıydık. 😍


Üç güzel çocuk...üç güzel adam🦋🎈🦋



Benim doğduğum topraklar da;
Gelibolu'da
yüzyıllarca Türk, Rum,Yahudi, Ermeni halkları hep birlikte yaşamışlardır.
Birbirleriyle didişmeden, koyun koyuna...

Örneğin; babamın hem asker hem de esnaf arkadaşı Yasef  Amca 1960'lı yılların başında  İsrail'e göç etmişler. Rahmetli babacığım arkadaşını  özlemle anlatırdı.
Çocukken beraber çitlembik ağacına nasıl tırmandıklarını,
ceplerine çitlembikleri nasıl doldurduklarını sonrasında da beraberce nasıl yediklerini...

Babamı dinlerken kocaman bir fotoğrafın içersine girerdim.
Bu fotoğrafta babamın  ben de arkadaşı olurdum. 🎈🎈
Necati ve Yasef ile ağaca tırmanıp, onlarla çitlembik toplardım...
Sonrasında iskelede oturup ayaklarımı da denize sokar,  çitlembikleri onlarla bir güzel yerdim😊

💢💢💢

İnternetin hızlandığı ve mailleşmenin yaygınlaştığı 2000'li yılların başında  Ahmet bir mail aldı.
 O yıllarda Ahmet'te, www.gelibolu.net sayfasıyla uğraşıyordu.
Bu mail de bu sayfa aracılığıyla gelmişti.

Aslında buna sadece mail demek eksik olur.
Yaşanılan şey bir mucizeydi ...
İki temiz yüreğin, ne olursa olsun asla birbirlerini unutmadıklarının kanıtıydı.❤

Çünkü bu mail;
 İsrail'den Yasef Amca'nın oğlundan geliyordu.🙏

Yine bu mail de;
Babasının çok hasta olduğunu ve bu hasta babasının
çocukluğunun, gençliğinin geçtiği Gelibolu'yu çok özlediğini yazıyordu.
Bir de asker arkadaşı Necati Usta'yı (babamı) tanıyıp tanımadığımızı soruyordu.😔

Anneme söyledim hemen.
Çoook sevindik...karmakarışık  duygularla cevapladık maili.
Telefon numaralarını istedik, verdiler.
Hemen  aradık.

Yasef Amcam çok hasta olduğundan konuşamıyordu.
Biz de evlatlarıyla konuştuk.
Kaşıyla ,gözüyle hasta yatağından babamı sorduğunu söylediler.
Telefonda, evlatlarına babamı kaybedeli 10 yıl olduğunu  usulcacık söyledim. Ve ekledim;
"Yasef Amcam üzülmesin, ona söylemeyin babamın öldüğünü. Ona deyin ki; Necati çitlembikleri toplamış seni bekliyormuş, çabuk gelecekmişsin yoksa hepsini o yiyecekmiş."..😢

💢💢💢

Ben bunu neden paylaştım?
Bu gün "Mübadelenin İki Köyü" belgeselinin 2. bölümünü seyrederken orada
Fehmi Amca'yı tanıdım.
Fehmi YILMAZ, Yunanistan'ın Krifçe köyünde doğar.
Çocukken Krifçe'de kuyuya düşer. Sonra ne mi olur?

Fehmi Amca 80 yıl bile geçmiş olsa o kuyunun peşine düşer...
"İnsanın anayurdu çocukluğudur" sözünü de yine benim aklıma getirir.

Tarihe, geçmişe meraklıysanız,
bir de sımsıcacık insan ilişkilerini de özlediyseniz diye buraya bırakıyorum...




Ocak 25, 2020

DEPREM ve KIVIRCIK SAÇLI SALİHA❤




Sakarya /Pamukova'da görevliyiz. Yıl 1998...
Hem mesleğin, hem evliliğin, hem anne-babalığın anlayacağınız her şeyin öyle en başındayız ki...

Şehirlerin, kasabaların da kişilikleri vardır. Pamukova  anne şefkatinde bize karşı; anlayışlı ve  çok  sabırlı. Sanki Dünya'nın tüm iyi insanları burada.🙏

İstanbul'dan Ankara'ya uzanan tren yolunun kenarında sevimli bir okuldayım.🏡

Saliha var, öğrencim. Daha  4.sınıf. Nasıl güzel, nasıl da akıllı...
O da benim gibi burada yeni. Henüz bir yıl olmuş kıvırcık saçlı Saliham'ın ailesiyle Pamukova'ya gelmeleri. Babası tren istasyonunda çalışıyor. Evleri de rayların karşı tarafında. Okul paydos olup dağılırken, ev yolunda dikkatli olmaları için öğrencileri tembihliyorum. Saliha'yı ise iki kere tembihliyorum. "Dikkat et, sakın raylardan geçme, köprüden geç, arkandan bakıyorum..." diye..

Eylülde okul açıldığında gittiklerini öğreniyorum. 1 yıllığına  gelmişler meğerse.
Aradan zaman geçiyor... Saliha ara ara hatırıma geliyor, rayları gördükçe.

16.Ağustos.1999 Pazartesi gecesi  dondurma almak için yürüyüşe çıkıyoruz.
" Nasıl sıcak, nasıl boğucu bir ağustos akşamı değil mi?" diyorum Ahmet'e. "Sıcaktan  bugün hiç uyumadı evlatcık, haaa... bir de bütün gün öten ağustos böceklerini duydun mu? Bak hala ötüyorlar, duyuyor musun?" diye devam ediyorum hem sohbete, hem yola...

Birden kıvırcık saçlı Saliham'ı görüyorum  karşımda...Sarılmalar,öpmeler "Nasıl da serpilmiş?" diye içimden geçiriyorum. Emekli olmuş babası. Sakarya'dan Çark Caddesinden ev almışlar. Arkadaşlarının düğünü için gelmişler.  Geri dönüyorlarmış.
Anne-babasıyla da sohbet ediyoruz ama ben  Salıha ile göz gözgözeyim.
Dondurma ısmarlıyoruz onlara da .
"Ben kaymaklı dondurma severim diyor" kuzum. Ben zannederdim ki; tüm çocuklar dondurmayı çikolatalı severler...Meğer öyle değilmiş, o gece öğrendim.😥

Ağustos böceklerinin sesleri hala çok yüksek.
 Dondurmalarımızı yedikten sonra ayrılıyoruz onlardan.
 Yine öpmeler,sarılmalar...

Eve varıyoruz, uyuyoruz.
Gece yarısı büyük bir uğultuyla açılıyor gözlerim.
Algılayamıyor olanı biteni zihnim, kıyamet mi koptu  diyorum?..
Bağrışlar ,haykırışlarla atıyoruz kendimizi dışarıya. Kucağımda evlat, ağzımda dua...
Ortalıkta ise sadece insan sesi var.

Ağustos böcekleri susmuş diyorum Ahmet'e.. Neden sustular acaba?😔

Haberleri almaya başlıyoruz.
İzmit, Gölcük ,SAKARYA yerle birmiş.
Askercikler, vatan evlatları yardıma gidiyorlar Sakarya'ya .. Ahmet'te onlarla birlikte.
Bir haber daha geliyor.
Çark Caddesi diye bir yer kalmamış Sakarya'da😢
Ahmet'e bakıyorum ve  diyorum ki "Saliha 'yı bul , Ondan haber getir bana"

Ben  Saliham'dan,
17. Ağustos.1999 tarihinden beri;
 Başka bir öğrencimin kıvırcık saçıyla, yenilen kaymaklı dondurmayla ,öten ağustos böcekleriyle  haber alıyorum. Bir de UZAYIP  GİDEN TREN RAYLARIYLA....



Ocak 23, 2020

ŞIŞŞT, biz de genç olduk:))



Bir konuşma bir konuşma...
Benim farkıma bile varmıyorlar. 

"ŞIŞŞT biz de genç olduk. Biliriz bu işleri... Ne konuşuyonuz bakem?" diyerek yaklaşıyorum yanlarına .
 Kaçak cevaplar, kem kümler, gülüşmeler... 

"Kuzular, biliyorsunuz benim de oğlum var. Anlarım ben bu fıs fısları, var bir durum açılın öğretmeninize" diye devam ediyorum.
Bakıyorum Yağız sökülecek gibi, azıcık daha veriyorum gazı,
"Ama ben sizin öğretmeninizim. Benden hiç bir şey saklanmaz ki, hadi söyleyin yavrular"

Yağız tam ağzını açacaaak, Mehmet Akif kaldırıyor kaşlarını...
"Akif o kaşlar nedir ,o kaşlar?" diyorum  tüm şirinliğimle ama yine kaçırılan gözler ...

Ben de  uzaklaşıyorum yanlarından. 
Bakıyorum tekrar. Bu sefer  birbirlerine sarılmışlar görüyorum evlatcıkları. Fıs fısa devam...🥰
İlle bir şey söyleyeceğim ya...
"Atatürk'ü ve bayrağımızı da almışşınız manzaranıza ama ben yemem bunları. 
Benden bir şey SAKLANILIYOOOOOR" diye bağırıyorum kendimce ama fıs fıstan beni duyacak halleri yooookkk kiiiii 😊

Ocak 16, 2020

Burnumda kemik var, dişlerim de çarpık:))


Emekli olacağımı duydu yavrular..
Duymalarını  istemedim aslında . Anlatmayı beceremem de üzülürler diye...
Eski defterlerinden anı defteri yapmışlar bir de  duygularını yazmışlar.
Yanıma geldiler, koca gönüllülerim...
Nasıl anlatsam?, Nerden başlasam? Dedim ki;
"Yavrular, birini özleyince ve o kişiyi de görme şansınız da yoksa benim yaptığım bir taktik var. Bakın şimdi bana, gözlerimi kapattım hayal ediyorum  Ekim'i. (en yakınımdadır o an Ekim). Ve içimden diyorum ki Ekim neredeysen mutlu olmanı istiyorum. Mesleğini eline almış  bir genç kız olmuşsundur umarım. Allah'ım Ekim'i koru . Aynı şeyi siz de benim için yaparsanız, asla birbirimizi  unutmayız." 
Anlayıp anlamadıklarını çözmek için "Hadi deneyelim." diyorum. 
Mete, her zamanki gibi önce atlıyor, gözlerini kapatıyor.
"Ferdağ öğretmenimi hayal ediyorum. Burnunda kemik var, dişleri de çarpık..."

Dur METE....Stop METE...Bu kadar detaya gerek yok kuzum diyerek dalıyorum Mete'min hayaline:))  
Sonra da; hayalinde, yüzümü çizecek kadar  görmüş ya beni diye seviniyorum.

Boşuna şarkılara bile söz olmamış. "Büyüdük ve  kirlendi Dünya" diye.

Ocak 14, 2020

Emekli olmak yada olmamak.Bütün mesele bu mudur?

ŞÜKÜR🌹 2020 yılı, hem 50 yaşımı hem de emekliliğimi getiriyor bana. 
Kendime söz vermiştim. 
50 yaşıma girince emeklilik dilekçemi atacağım müdürümün önüne diye😉

Yok yok şaka yapıyorum:))
Şubat ayında sadece dilekçeyi imzalamasını isteyeceğiz müdürümüzden efendim.😊

                              
Doğrusunu söylemek gerekirse,  emekli olmaya karar vermek  için  insan epeyce mesai harcıyor.
Örneğin ben uzuuun zamandır resimlerde de gördüğünüz üzere bu  mesaideyim. 
Hatta kendimi o kadar geliştirdim ki, öğretmen odasında arkadaşlarıma "İnsanlar neden emekli olmalılar?"konulu seminer  yapıyor buluyorum kendimi:)) Laf aramızda etkilediklerim de var hani. Onlarda peşim sıra emekliler kervanına katılacaklar gibi görünüyorlar. HAYIRLISI OLSUN.

Umarım, bizlerin yerine gececik genç meslektaşlarımız da öğretmenlik mesleğini en az  bizim   sevdiğimiz kadar severler. Yolları açık olsun.

Başlıktaki emekli olmak yada olmamak...bütün mesele bu mudur? sorusuna cevabım şudur ki;
Hak eden emekli olsun anacım...Alışacağız emekli olmaya da..Nelere alışmadık ki?😊

Ocak 09, 2020

Gözün gör olmasın Maslow 😉

⬇⬇İŞTE HER ŞEYİN SUÇLUSU ⬇⬇

      MASLOW 'UN PİRAMİDİ

Yıllarca sarımsak gibi davranmaya çalışmam bu piramitten ötürüdür.
Kimdir bu piramit üleeeen?😊
Hayatımda, neden var olmuş benim?

 💢💢💢
                                                            
Piramidin özeti şu;  
Maslow'a göre her birey, 
doğumundan ölümüne kadar piramidin en altından en üstüne kadar tırmanır. 

İnsanoğlunun birinci basamağı temel ihtiyaçlar basamağını  sağlıklı bir şekilde yaşaması gerekiyor.
Bu basamaktaki tüm ihtiyaçlar karşılanmalı ki, 
insanoğlu diğer basamaklara  sağlıklı bir şekilde tırmansın.

Şimdilerde daha iyi anlıyorum.
Allah'ıma bin şükürler olsun ben en alttaki basamağı, 
güzel güzel yaşamış ve kazasız, belasız geçmişim. 🧿🙏

Çocukluğumuza denk gelen bu fizyolojik ihtiyaçlar basamağını sağlıklı bir şekilde yaşamamızı  ailelerimiz sağlamakta. 
Bu yüzden sağlıklı bir çocukluk, sağlıklı kişiliklere sahip yetişkinler demektir.🎈🦋🎈

😵Amaaa beeen,
gel gelelim  orta basamakta epeyce vakit kaybetmişim.

Ne diyor orta bölüm?
 "Ait olma ve sevgi ihtiyaçları:samimi ilişkiler, arkadaşlar"
İşte ben buraya gelince,
 petanaj yaptırmaya başlamışım arabayı😊

İlle arkadaşlarım olsun,
çok olsun, en çook olsun ,
olsun da çamurdan olsun diyerekten
yapmışım sarımsak rolunüü ...🤷‍♂️
İyi halt etmişim. 😂

İşte,
bir aydınlanma eşliğinde,
etrafınızdaki insanları elemeye başladıysanız,
gözünüz aydın bir üst basamağa geçmişsiniz!
Mandalina olduğunuzu hatırladınız. 
YOLUNUZ AÇIK OLSUN:))))))
Dikkat dikkat! Bu yazıyı okumadan önce; "Bu Bir İtiraftır" okumanız önerilir. Tık tık... 

Ocak 02, 2020

İçindeki o ses

          Ne zaman Gelibolu 'dan Ankara'ya gelsem sanki kurgulanmış bir yere geliyorum.
Benim için tasarlanmış, yaşamam için de içine koyulmuşum gibi. Burası parkın, burası yolun, burası marketin.Bu gösterilen yerlerde yaşayacaksın. Sınırları belli,insanoğlu tarafından sana izin verildiği kadarıyla.Yaşayıp gidersin.  Ancak içinden hep bir ses ait değilsin  sen buraya der.  Hayat telaşında da içindeki bu ses gittikçe kısılır da kısılır . Gün gelir duyamazsın da . Bazen de  huzurun için de bu sesi duymamak  en iyisidir. Doğduğun yer değil de doyduğun yer mantığıyla senin için kurgulanmış bu yaşam alanınını  kabul etmeye çalışırsın da, çalışırsın.😔

Bu duygulara hitap eden Jim Carrey'in  ünlü bir filmi vardır TRUMAN SHOW Truman, yaşadığı hayatı gerçek zannederek uzunca bir süre bunun tadını çıkarır. Taki bir gün  bu hayatın gerçek hayatı olmadığını fark edene kadar...
         Harika bir fimdir.














"Truman: Hiçbir şey mi gerçek değildi?
Christoph: “Sen gerçektin! Seni izlemeyi bu kadar güzel yapan da buydu. Beni dinle Truman.  Dışarıda, senin için yarattığım bu dünyadan daha fazla gerçeklik yok. Aynı yalanlar. Aynı ikiyüzlülük. Ama benim dünyamda korkacak hiçbir şeyin yok.     

Ocak 01, 2020

Neden "LEYLEK?"



Bilen bilir... Çocukluğumuzun ana karakterlerinden biridir LEYLEK. En azından benim için öyleydi. 
Gelmeleriyle yazı , gitmeleriyle kışı haber veren canım leyleklerimdi onlar benim.
Nedendir bilmem Gelibolu'da bizim mahalleye pek uğramazlardı. Ama  Lapseki'de dede evinin çevresindeki  her direğin, her çatının üzerinde olurlardı her mayıs.

Leyleklerimi doya doya incelerdim  dede-anneanne evine gittiğimde. Onların neresi olduğunu hiç bilmediğim sıcak ülkelerden gelip yine sıcak ülkelere gittiklerini düşünmek, yolda nelerle karşılaştıklarını hayal etmek ne kadar da heyecanlıydı. 
Ne şanslıydı bu leylekler hep hareket halindeydiler.. .
En çok onlar geziyordu, bildiğim tüm hayvanların içinde...
Sonra mı???
Kader bana "Sen misin elin leyleğini özenen"? dedi .
Tam 17 yaşımdan beri bavullar can yoldaşım:))
Üniversiteyle başlayan hareket halim  memuriyetimizle taçlandı.
2-3 yılda bir çıkan tayinlerle, leylekler gibi  sadece sıcak memleketlerini değil soğuk memleketlerini de gezdik canım Türkiye'min .
Allah bize sadece vatan toprağını değil ,dünya topraklarını da görmeyi nasip etti. ŞÜKÜR🌹
İşte canım dostlar; bundan ötürü bu trakyalı bacınızın, sembolü leylektir:)